Anadolu'nun Ortak Manevi Değeri Yunus Emre’nin Mezar Yeri
20-21 Haziran 2026’da Hacıbektaş’ta geleneksel olarak yapılan 16. Halk Ozanları Hacı Bektaş Buluşmasında Yunus Emre Etkinliğine benim de katılıp, “Tasavvufi Halk Şiirinde Etkileşim ve Yunus Emre Geleneği” adlı bir bir bildiri sunduğum sempozyumda Yunus Emre ile ilgili sunumlar dikkat çekmiştir.
Hayrettin İvgin’in 2025’te yayımladığı Yunus Emre Araştırmalar-Belgeler-Yazılar kitabında ayrıntılı olarak yazdığı “40 Yıl Önce Ortaköy / Sarıkaraman / Ziyarettepe’de Aranan Yunus Emre” yazısına dayanarak sunduğu Yunus’un mezarı hakkında bildirisini dinledikten sonra, 23 Haziran’da yurt içi ve yurt dışından gelen bilim adamı ve araştırmacıları Kapadokya ile Hacıbektaş’a 38 kilometre mesafedeki Sarıkaraman’a (Sarıköy’e) 4 kilometre mesafede bulunan Ziyarettepe’ye götürmeleri Yunus’un mezarı hakkındaki görüşleri tekrar gözden geçirmeme neden olmuştur.
Gerçi 1958’de Abdülbaki Gölpınarlı’nın tıpkı basımı ile bugünkü yazıya çevrilmiş biçimini yayımladığı Vilâyet-Name (Menâkıb-ı Hünkâr Hacı Bektai-ı Veli) adlı yazmada kayıtlı olan [“Sivrihisar’ın kuzeyinde (şimalinde) Sarıgök (Sarıköy) derler bir köy vardı. O köyde doğmuş Yunus Emre adlı biri vardı. Bu erin mezarı da gene doğduğu yere yakındır.
Yunus ekincilikle geçinen yoksul bir adamdı. Bir yıl kıtlık olmuştu, ekin bitmemişti. Hacı Bektaş’ın vasfını da duymuştu. “Gideyim biraz bir şey isteyeyim” dedi. Bir öküze alıç yükledi, vara vara Karahöyük’e geldi. Hünkâra “Yoksul bir adamım, ekinimden bir şey alamadım, yemişimi alın karşılığını lütfedin, ehlimle, âyalimle aşkınıza yiyeyim” dedi.
Vilayetnamenin bundan sonrasında Hacı Bektaş’ın Yunus’a buğday vermek yerine nefes vermek istediği, Yunus’un kabul etmediği, buğdayda ısrarcı olduğu, Hacı Bektaş’ın da ona yeteri kadar buğday verdiği, ama Yunus’un pişman olduğu, dönerek tekrarında nefes istediği, ancak Hünkâr’ın “O iş bundan böyle olmaz, o kilidin anahtarını Tapduk Emre’ye sunduk, nasibini ondan alsın” dediği, Yunus’un bundan sonra Tabduk........
