Türkiye’ye Dayton Gömleği mi, Lübnan Modeli mi?
Son zamanlarda Türkiye’de devletin üst yönetiminde farklı etnik kökenlerin özellikle vurgulanarak temsil edilmesi gerektiğine ilişkin görüşler duyuyoruz. Elbette Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes, kökenine bakılmaksızın devletin her makamında görev alabilmelidir. Tartışılması gereken bu değildir.
Bir insanın liyakati ve vatandaşlığı esas alınarak Cumhurbaşkanı yardımcısı olması mı savunuluyor, yoksa Cumhurbaşkanlığı yardımcılıklarının etnik kimliklerin temsiline göre dağıtıldığı yeni bir siyasal mimari mi düşünülüyor?
Çünkü ikisi arasında çok ciddi bir fark vardır.
Bu tartışmayı duyduğumda aklıma ister istemez Yugoslavya’nın parçalanmasının ardından Bosna-Hersek’te kurulan Dayton düzeni geliyor.
1995 Dayton Anlaşması savaşı sona erdirdi. Ancak aynı zamanda Bosna-Hersek’in siyasal sisteminin merkezine Boşnak, Sırp ve Hırvat kimliklerini yerleştiren bir güç paylaşımı mekanizması kurdu. Cumhurbaşkanlığı dahi üç üyeli hale getirildi: bir Boşnak, bir Hırvat ve bir Sırp.
Yani vatandaşın önüne önce “Bosna-Hersek vatandaşı kimdir?” sorusundan çok, hangi kurucu topluluğun mensubu olduğu meselesinin çıktığı bir siyasal sistem oluştu.
Benzer fakat aynı olmayan başka bir örnek Lübnan’dır.
Lübnan’da devletin en önemli makamları uzun yıllardır mezhepsel denge üzerine dağıtılıyor. Cumhurbaşkanı Maruni Hristiyan, Başbakan Sünni, Meclis Başkanı Şii oluyor. Bu modelin amacı, farklı toplulukların birbirini ezmesini engellemek ve yönetime katılımını güvence altına almaktı.
Fakat böyle sistemlerin önemli bir riski vardır: Temsil sorununu çözmeye çalışırken kimlikleri siyasetin kalıcı bir parçası haline getirebilirler. Nitekim Lübnan sistemi üzerine çalışan araştırmacılar, mezhepsel güç paylaşımının bir taraftan farklı topluluklara temsil güvencesi verdiğini, diğer taraftan patronaj ağlarını ve mezhep merkezli siyaseti beslediğini tartışmaktadır.
İşte Türkiye açısından tartışılması gereken mesele tam burada başlıyor.
Türkiye Cumhuriyeti’nin mevcut anayasal anlayışı, etnik veya mezhepsel toplulukların ortaklığı üzerine........
