menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çocuk yapın demek kolay, peki bu çocuklar nasıl büyüyecek?

15 0
26.08.2026

Dünyanın olduğu gibi Türkiye’nin ve Türk dünyasının da geleceğini tehdit eden en önemli meselelerden biri, doğum oranlarının giderek düşmesidir.

Bu meseleyi yalnızca ekonomiye bağlamak elbette eksik olur. Şehirleşmeden değişen aile yapısına, bireyselleşmeden evlilik yaşının yükselmesine, kadınların eğitim ve çalışma hayatındaki değişimlerden gelecek kaygısına kadar pek çok sebep vardır. Ancak bütün bunları söylerken ekonominin, özellikle de gençlerin evlenebilme ve aile kurabilme imkânlarının belirleyici unsurlardan biri olduğunu görmezden gelemeyiz.

Bilal Erdoğan’ın bir üniversitenin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin daha fakir olduğu dönemlerde çocuk sayısının daha fazla olduğuna dikkat çekerek meseleyi yalnızca ekonomik şartlarla açıklamanın doğru olmadığını söylediği aktarılıyor.

İlk bakışta haklı gibi görünen bu yaklaşımın atladığı çok önemli bir gerçek var:

Dünün fakirliğiyle bugünün fakirliği aynı şey değildir.

Eskiden Anadolu’da geniş aile düzeni hâkimdi. Bir baba evinde birkaç evlat evlenir, aynı çatı altında yaşamaya devam ederdi. Aynı mutfakta yemek pişer, aynı sobayla birkaç oda ısınırdı. Çocukların bakımında büyükanne, büyükbaba, hala, teyze, amca devreye girerdi. Aile yalnızca anne, baba ve çocuktan ibaret değildi; aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir dayanışma kurumuydu.

Şehirleşmeyle birlikte bu yapı büyük ölçüde dağıldı.

Bugün evlenen her genç çiftin ayrı bir eve ihtiyacı var. Ev satın almayı bir tarafa bırakalım; birçok genç daha evlenmeden “Kirayı nasıl ödeyeceğim?” diye düşünüyor. Kira var, depozito var, eşya var, elektrik, su, doğalgaz, ulaşım, gıda giderleri var.

Bunun üzerine bir de çocuk geldiğinde masraflar katlanıyor.

Üstelik burada gözden kaçırılan çok önemli başka bir gerçek daha var: Eskinin bebeğiyle bugünün bebeğinin aile bütçesine getirdiği tüketim maliyeti de aynı değildir.

Geçmişte çocuklar çoğu zaman büyük kardeşlerinin kıyafetlerini giyerdi. Bir bebeğin elbisesi, kazağı, patiği aile içinde başka bir bebeğe geçerdi. Bugünkü kadar geniş bir bebek ürünleri sektörü ve aileleri sürekli tüketime yönelten bir piyasa da yoktu.

Bebek bezinden ıslak mendile, pişik kreminden şampuana, mamadan biberona, emzikten bebek arabasına, oto koltuğundan beşiğe kadar bugün sıradan kabul edilen birçok ürün ya hiç kullanılmıyor ya da bugünkü yoğunlukta tüketilmiyordu.

Çocuk büyütmek elbette geçmişte de emek ve fedakârlık istiyordu. Fakat bugünün anne babası, daha bebek dünyaya gelmeden uzun bir ihtiyaç listesiyle karşı karşıya kalıyor.

Bir bebeğin günde kaç bez kullandığından, bunun ayda kaç pakete ulaştığından; mama gerekiyorsa aylık mama giderinden; sürekli büyüdüğü için yenilenen kıyafetlerinden; ıslak mendilinden, bakım ürünlerinden, ek gıdasından ve sağlık giderlerinden Sayın Bilal........

© Yeniçağ