Bir Umuttu Macaristan… Peki Türkiye?..
Siyasette bazen bir seçim sonucu sadece bir ülkenin kaderini değil, başka ülkelerdeki milyonlarca insanın umutlarını da etkiler.
Macaristan’daki seçimler de böyle oldu. Yaklaşık yirmi yıldır iktidarda bulunan güçlü, karizmatik ve devletin bütün mekanizmalarına hâkim görünen bir liderin karşısına çıkan isim, dışarıdan gelen biri değildi. Sistemin içinden yetişmiş, aynı siyasi damar içinde bulunmuş bir isimdi.
Bu yüzden Türkiye’de uzun süre şu beklenti konuşuldu:
“AK Parti tabanından çıkan bir isim, yine AK Parti seçmeninin güvenini kazanarak iktidarı değiştirebilir mi?”
O dönem birçok insan bu rolü Ali Babacan’da gördü.
Çünkü Türkiye’de siyasetin en önemli gerçeklerinden biri şudur:
Muhafazakâr seçmen, kendisine tamamen yabancı gördüğü yapılara kolay kolay teslim olmaz. Değişim olacaksa bile bunu kendi mahallesinden çıkan bir aktör üzerinden yapmak ister.
Ancak Babacan hareketi daha yolun başında Türkiye gerçekleriyle çelişen bir görüntü verdi.
Özellikle millî meselelerde net bir duruş ortaya koyamaması, bölücü Kürt siyasetine şirin görünme çabası olarak yorumlanan söylemleri ve parti kadrolarındaki tercihleri toplumun önemli bölümünde güven oluşturamadı. Türkiye’de merkez sağdan veya muhafazakâr tabandan destek almak isteyen bir hareketin en hassas davranması gereken konu devletin birliği, milli kimlik ve terörle arasına net çizgi koyabilmesidir.
Babacan bunu başaramadı.
Ve daha başlamadan siyasi........
