Psikologların mücadelesi: Bir mesleğin değil, bir toplumun meselesi…
Türkiye’de psikologların uzun süredir dile getirdiği “hak kayıpları” birkaç başlıkta toplanıyor ve bu sorunlar başta Türk Psikologlar Derneği olmak üzere meslek örgütleri tarafından sıkça gündeme getiriliyor. Ancak mesele yalnızca bir meslek grubunun şikâyetleri olarak okunursa, asıl problem gözden kaçar.
Türkiye’de psikologların görev tanımı, yetki sınırları ve uzmanlık alanları net biçimde ayrı bir meslek yasasıyla korunmuyor. Bu durum mesleğin sınırlarını bulanıklaştırırken, farklı alanlardan kişilerin “psikolojik danışmanlık”, “terapi” ya da “yaşam koçluğu” gibi başlıklarla alana girmesine zemin hazırlıyor. Aynı şekilde lisans mezunu psikolog, klinik psikolog ve psikoterapist gibi unvanların hukuki karşılıklarının net olmaması sahada hem etik hem de ekonomik sorunlar doğuruyor. Bu belirsizlik yalnızca meslek içi bir problem değil; doğrudan hizmet alan birey için risk anlamına geliyor.
Çalışma koşullarına bakıldığında tablo daha da ağırlaşıyor. Özellikle özel eğitim kurumları, rehabilitasyon merkezleri ve bazı özel hastanelerde düşük ücret, güvencesiz çalışma ve yoğun iş yükü yaygın bir sorun. Kamuda ise ihtiyaç açık olmasına rağmen kadro sayıları sınırlı kalıyor; pek çok psikolog ya atanamıyor ya da kendi uzmanlık alanı dışında çalıştırılıyor. Öte yandan psikologların sağlık sistemi içindeki konumu pratikte hâlâ tam olarak netleşmiş değil. Yetki daraltmaları ve idari engeller, mesleğin etkinliğini azaltan faktörler arasında.
Psikoterapi uygulama yetkisinin kimlere ait olduğu konusu da uzun süredir tartışmalı. Net standartların olmaması, bir yandan danışanı risk altına sokarken diğer yandan uzun yıllar eğitim almış uzmanların emeğini değersizleştiriyor. Bunun yanında sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, yoğun vaka yükü ve özellikle afet sonrası sahada çalışan uzmanların yeterli destek görememesi gibi sorunlar psikologları doğrudan etkiliyor. Ruh sağlığının kamusal düzeyde hâlâ yeterince önceliklendirilmemesi ise tüm bu problemlerin üstünü örten daha büyük bir çerçeve oluşturuyor.
Ancak mesele burada bitmiyor. Sahada giderek daha görünür hale gelen başka bir sorun da yetkinlik erozyonu.........
