Bayrağın siyaseti değil, siyasetin bayrağı
Siyasette bazen söylenen sözlerden çok seçilen semboller konuşur. Hatta bazı dönemlerde semboller, uzun nutukların anlatamadığını tek başına anlatır. Ankara'da gerçekleştirilen "Bayrak Açıyorum" mitingi de bu açıdan değerlendirildiğinde, sadece bir siyasi organizasyon değil, semboller üzerinden inşa edilmiş bir siyasal dil denemesi olarak okunmayı hak ediyor.
Mitingin en dikkat çekici yönü, kuşkusuz parti bayraklarının geri planda bırakılarak Türk bayrağının merkeze yerleştirilmesiydi. Bu tercih, sıradan bir görsel düzenleme değildi. Çünkü siyasal iletişimde hangi sembolün öne çıkarıldığı, hangi kimliğin temsil edilmek istendiğini de gösterir.
Parti bayrağı, doğal olarak belirli bir seçmeni temsil eder.
Türk bayrağı ise, temsil iddiasını milletin tamamına yöneltir.
İşte Müsavat Dervişoğlu'nun konuşmasının siyasal ağırlığı da burada ortaya çıkıyor.
Konuşmasının birçok bölümünde kullandığı dil, sadece İYİ Parti seçmenine hitap eden klasik bir muhalefet dili değildi. Daha geniş bir toplumsal zemine seslenmeye çalışan, ortak hafızaya ve ortak aidiyete vurgu yapan bir üslup tercih edildiği görülüyordu. Bu yönüyle konuşmanın merkezinde bir parti değil, devlet, millet ve Cumhuriyet kavramları yer alıyordu.
Aslında bu tercih, Türkiye siyasetinde uzun süredir eksikliği hissedilen bir tartışmayı da yeniden gündeme taşıyor.
Bir toplumun ortak sembolleri, günlük siyasi rekabetin üzerinde tutulabilir mi?
Modern devletlerin büyük kısmında bayrak, anayasa ve vatandaşlık gibi kavramlar, partiler üstü ortak aidiyet alanları olarak kabul edilir. Siyasi rekabet bu ortak zeminin üzerinde gerçekleşir. Türkiye'de ise özellikle son yıllarda kutuplaşmanın derinleşmesiyle birlikte ortak semboller bile zaman zaman siyasi kamplaşmanın konusu hâline gelebiliyor.
"Bayrak Açıyorum" mitinginin belki de en önemli iddiası tam burada ortaya çıkıyor.
Türk bayrağını yeniden ortak bir siyasal zemin olarak hatırlatmak.
Bu, yalnızca estetik bir tercih değil, aynı zamanda temsil iddiasıdır.
Çünkü bayrak etrafında kurulan dil, "Ben yalnızca kendi seçmenime değil, kendisini bu ülkenin ortak değerlerine bağlı hisseden herkese sesleniyorum." anlamını taşır.
Siyaset biliminde buna zaman zaman "kapsayıcı........
