menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nolan, The Odyssey ile Homerosçu ezberi bozuyor

96 0
19.07.2026

Christopher Nolan, Homeros’un iki bin yedi yüz yıllık destanı Odysseia'yı, The Odyssey adıyla sinemaya uyarlarken cesur davranıp savaş, kahramanlık, aşk, ihanet, ahlak hakkında neler düşündüğünü senaryoya katmış. Nolan bu tutumuyla neredeyse üç bin yıl önce yaşanan vahşi bir katliamı kahramanlık destanı olarak algılatan “Homerosçu ezberi” bozmuş oluyor. Yönetmen bilinçli bir biçimde, mucidi olduğu tahta at hilesiyle Truva katliamı ve yağmasının vebali omuzlarına çökmüş olan İthaka Kralı Odysseus'un vicdan muhasebesine odaklanıyor. Homeros’un hurafelerle süslediği antik şiirinden ne anlamamız gerektiğine dair yeni sınırlar çiziyor. Meselenin tam köküne baltayı vurup Odysseus'un (Matt Damon) iç hesaplaşmasını pek alışık olmadığımız bir dürüstlük irdeliyor. Onu bir anti kahramana dönüştürüyor ve tüm karanlık yönlerini öne çıkarıyor. Odysseus, Truva katliamından sonra o zamanki adıyla Dardanel boğazı ve çevresini ele geçiren Agamennon’un peşine takılmayı ret ediyor. Ayrı bir rota çiziyor ama bu yeni yol bilinmezlerle dolu olduğundan on yıl sürüyor. Bu kadar uzun bir süre boyunca reddettiği gerçekleri görüp (kendi iç karanlığının farkına varıp) kabulleniyor. Odysseus artık kendisinin bir kahraman değil, ölümlere, felaketlere, acılara sebep olmuş bir suçlu olduğunu idrak ediyor.

Antik Yunanlıların hurafeci diniyle örtüşen, insan ruhunu çamura döndürecek kadar garip, vahşi, çirkin ve kirli söylencelerle alacalanmış bu destanda, İthaka Kralı Odysseus'un yolculuğu şu duraklardan geçiyor: Sayıları onu aşan Yunan tanrılarından Poseideon’un dev piçi Polyphemos ile mücadele. Balık mı, kayanın üzerine konmuş kuşlar mı........

© Yeniçağ