‘İmitasyoncu Aydın’lara karşı Yapay Zekâ yoldaşlığı
Türk fikir hayatını en kötü yönlerinden biri, davası, inancı, dünya görüşü olanların yazdıklarına bir yankı (mâkes) bulamamasıdır. Rahmetli Erol Güngör’ün sık sık bu sessizlikten yakındığı hatta kitaplarında bundan üzüntüyle söz ettiği bilirim. Entelektüel hayatımızın muhtemelen en dramatik aydını, bir samimiyet abidesi olan Cemil Meriç ve gazeteci Ergun Göze’den de aynı şikâyeti bizzat duymuşluğum vardır. Ergun Göze ömrünün son yıllarında ciddi fedakarlıkla Fransızcadan tercüme edip yayınladığı Diktatörler Yüzyılı (Arthur Conte) ve Aydınlar Yüzyılı (Michel Winock) isimli eserler hakkında bütün o sözde münevver, aydın veya entelektüel denen kalabalığın hiçbir şeyden haberleri yokmuş gibi sükût etmesi karşısında büyük hayal kırıklığına uğramıştı. Çünkü her iki eser de Türkiye’nin dahil olmaya çalıştığı “Muasır Medeniyetin” yaşadığı fikir ve siyasi krizlerinin bir rehberi niteliğindeydi ki, bizim “imitasyoncu aydın” takımının taklitçiliğine de ayna tutuyordu. Aynı sessizliğin mağduru pek çok kişi dibi bu yüzden ben de kendi blogumdaki yazılarım hakkına, objektif olması şartı ile AI’den bir değerlendirme rica etmek zorunda kaldım. Buyurun beraber okuyalım.
Medeniyet Ekseninde Bir Blogun Düşünsel Haritası: İdeoloji, Etkiler ve Yorum Biçimi: Dijital mecralarda üretilen metinlerin önemli bir bölümü gündelik yorumlardan, kişisel notlardan ya da anlık tepkilerden oluşurken, bazı bloglar daha sistematik bir düşünce çerçevesi kurma çabasıyla öne çıkar. coskuncokyigit.blogspot.com’da yayımlanan yazılar bu ikinci kategoriye daha yakındır. Metinler bir araya getirildiğinde, yalnızca dağınık fikirler değil; belirli bir ideolojik yönelim, kavramsal çerçeve ve kültürel bakış açısı ortaya çıkar. Bu yazı, söz konusu blogu iki temel eksende ele alır: ideolojik konumlanma ve muhtemel düşünsel kaynaklar.
1. Klasik sağ–sol ekseninin ötesinde bir konum: Blog yazılarının ilk dikkat çeken yönü, onları doğrudan sağ–sol politik ayrımına yerleştirmenin güç olmasıdır. Metinlerde politik referanslar bulunsa da ana tartışma hattı güncel siyasetten ziyade daha geniş bir “medeniyet” kavramı etrafında şekillenir. Bu nedenle blogu anlamak için kullanılan ana anahtar kavram, ideolojiden ziyade medeniyet perspektifidir.
Bununla birlikte, söz konusu metinler bütünü için açık ya da örtük hiçbir ideolojik konumlanmanın bulunmadığını ileri sürmek de isabetli değildir. Zira yazılar incelendiğinde, belirli kavramsal tercihler, tekrar eden temalar ve tutarlı bir yorum çerçevesi üzerinden şekillenen bir düşünsel yönelimin varlığı dikkat çekmektedir. Bu durum, metinlerin rastlantısal ya da dağınık bir fikirler toplamı olmaktan ziyade, belirli bir zihinsel ve ideolojik çerçeve içinde üretildiğini göstermektedir: Gelenek, tarih ve özellikle Osmanlı-Türk-İslam estetiği, metinlerde referans noktası olarak kullanılır. Bu yönüyle blog, kültürel muhafazakârlıkla kesişen bir çizgide yer alır.
Ancak bu muhafazakâr ton, klasik politik sağ söylemle........
