Kopyala-yapıştır bayramlar ve amfilerdeki hayaletler: Yapay zekâ çağında neyi kaybediyoruz?...
Bir bayram sabahı uyandınız. Telefonunuzun ekranına ardı ardına bildirimler düşüyor. Rehberdeki yüzlerce kişiye aynı anda, tek tuşla gönderilmiş, içinde bolca emoji barındıran o kusursuz (!) ama ruhsuz bayram mesajları... Bir saniye bile düşünülmeden kopyalanmış, bir saniye bile hissedilmeden yapıştırılmış kelimeler yığını. Ortada bir "iletişim" var gibi görünüyor ama o mesajın içinde ne bir sesin sıcaklığı ne de o kişiye ayrılmış bir anlık emek var.
İşte dün sabah telefonlarımıza düşen o sentetik bayram mesajları, aslında çok daha büyük ve sessiz bir kaybın sadece küçük bir fragmanı. Bizler, hız ve verimlilik uğruna "sürecin kendisini" kaybettik.
Bu kaybı en acı haliyle her hafta üniversitede, o koca amfilerin kürsüsüne çıktığımda görüyorum. Karşımda pırıl pırıl gençler var ama birçoğu zihnen orada değil; onlar dijital çağın amfilere bıraktığı "hayaletler".
Bana teslim ettikleri ödevlere, projelere bakıyorum. Cümleler kusursuz, gramer hatasız, yapısal olarak muazzam bir mantık silsilesi var. Ama o kağıtlarda "öğrenci" yok. O satırların hiçbirinde bir gece yarısı uykusuz kalmanın verdiği o ufak kafa karışıklığı, bir fikri savunurken yapılan o insani mantık sıçraması, o saf "tereddüt" yok. Çünkü o metinleri onlar yazmadı; saniyeler içinde yapay zekâya "taşere ettiler".
22 yıldır bu dijital dünyanın mutfağında, kod satırlarının arasında ömür çürütmüş, o sistemleri bizzat tasarlayan ekiplerin içinde yer........
