Süreç, çıkar mücadelesine dönüşmesin
İki yıla yaklaşan bir süredir devam eden ve ortaya atılmasını müteakip bir müddet nasıl adlandırılacağı hususunda yaşanan tereddütlerden sonra “Terörsüz Türkiye” olarak isimlendirilen süreç devam etmektedir.
Başlangıçta hiçbir pazarlık ve beklenti olmaksızın bölücü terör örgütünün yurt içindeki ve dışındaki tüm unsurlarıyla kendisini lağvetmesi, teröristlerin silahlarını bırakması, çatışmasız ve huzurlu bir ortama kavuşulması şeklinde açıklanan sürecin, zaman geçtikçe amacının dışına çıktığı, iç siyasette çıkar mücadelesine dönüştüğü ve istenen sonuçlardan uzaklaştığı görülmüştür.
Sürecin istenen düzeyde gerçekleşmesini desteklemek üzere terörist başından örgütün bu söylenenleri gerçekleştirmesi için çağrı yapması, bölücü siyaset yapan siyasi partiden de bu konuda bölücü terörist başıyla iletişimde bulunması talebinde bulunulmuştur.
Ancak bu girişimin, terörist başı ve bölücü siyaset yapanlar tarafından, bilinen amaçlarını gerçekleştirilmek için bir fırsat olarak değerlendirildiği ve iç siyasetin zafiyetinden de istifadeyle bir pazarlık unsuru olarak da kullanıldığı görülmüştür.
Süreç nasıl gelişti?
Silahların bırakılması terör örgütlerinin lağvedilmesi sürecini yönlendirmek, gerçekleşmesi için alınması gerekecek karar ve tedbirleri oluşturmak için TBMM bünyesinde milletvekillerinden oluşan bir komisyon kurulmuş ve bu komisyona da “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” adı verilmiştir. Ancak bu komisyonun isminin dahi, amacının dışındaki konuların ifadesine ve görüşülmesine sebep olduğunu ve bunu da bölücü siyaset yapanların bir fırsat olarak kullandıkları söylenebilir.
Çalışmalar ilerledikçe, politik hedeflerinde avantaj sağladığını hisseden bölücü siyaset yapanların, bugüne kadar çekinerek dolaylı yollardan dile getirdikleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını, bütünlüğü ve güvenliğini tehdit eden söylemlerini, kuruluş esaslarını, anayasanın başlangıç metnini, ilk dört maddesindeki nitelikleri, 66 ve 42. Maddelerindeki hükümleri değiştirmeye yönelik taleplerini fütursuzca ortaya koydukları ve toplumu rahatsız eden ifadelerde bulundukları görülmüştür.
Gerek komisyondaki gerekse diğer bilinen siyasetçilerin ve dağdaki bazı terörist liderlerinin, terörist başını kurucu önder ve baş müzakereci olarak nitelendirdiklerine, onu siyaset yapan siyasetçi olarak gördüklerine şahit olunmuştur. Bu nedenle bir an önce umut hakkı ve diğer........
