Dünya yeni bir eşiğe mi sürükleniyor?
Dünya yeni bir eşiğe mi sürükleniyor?
Bayramlar, normalde toplumların ortak hafızasında barışın, sükûnetin ve umut tazelemenin zamanlarıdır. Ancak bu yıl da bayram sofralarının üzerine düşen gölge değişmedi: Savaş. Üstelik bu kez mesele, yalnızca bölgesel bir gerilim değil; küresel ölçekte bir kırılma ihtimalinin giderek daha yüksek sesle konuşulduğu bir eşik.
Son haftalarda yaşanan gelişmeler, uluslararası sistemin adeta bir “sıkışma” yaşadığını gösteriyor. Bu sıkışma; askeri cephede tıkanan hamleler, diplomatik kanallarda samimiyet krizleri ve ekonomik göstergelerdeki dalgalanmalarla kendini belli ediyor. Tarih bize şunu defalarca gösterdi: Büyük kırılmalar çoğu zaman uzun süreli gerilimlerin ardından ani ve sert patlamalarla gelir. Bugün konuştuğumuz şey de tam olarak bu ihtimaldir.
ABD’de son dönemde yaşanan gelişmeler, bu küresel gerilimin yalnızca dış politikayla sınırlı olmadığını, Amerikan iç siyasetinin de derin bir fay hattı üzerinde ilerlediğini ortaya koyuyor. Özellikle Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü olan ’in istifası ve ardından yaptığı sert açıklamalar, sıradan bir bürokratik ayrılık olarak okunamaz.
Kent’in iddiaları, Washington’daki karar alma mekanizmasının ikiye bölündüğünü ima ediyor: Bir yanda savaşın Amerikan çıkarlarına hizmet etmediğini düşünen devlet aklı; diğer yanda ise daha ideolojik ve dış etkilere açık bir siyasi yönelim. Bu tür açıklamalar, Amerikan sisteminin kendi içinde bir “meşruiyet tartışması” yaşadığını düşündürüyor.
“DERİN DEVLET” VE AKADEMİNİN UYARISI
Uluslararası ilişkiler literatürünün önemli isimlerinden ’ın değerlendirmeleri de bu........
