Eşleşme krizinden üretken istihdama
Eşleşme krizinden üretken istihdama
Türkiye’nin işgücü piyasasındaki eşleşme krizi yüksek NAIRU’ya sebep olmakta ve enflasyonu arttırmadan yaratabileceğimiz istihdam imkânlarını sınırlandırmaktadır. Eşleşme krizi yalnızca işsizleri açık işlere yönlendirerek çözülemez. İşgücünün becerileri, firmaların teknolojisi, üretimin sektörel yapısı ve iş imkânlarının mekânsal dağılımı birlikte dönüştürülmelidir.
Türkiye’de dar tanımlı işsizlik oranının yüzde 7,6’ya kadar gerilemesine karşılık atıl işgücü oranının yüzde 28,8 düzeyinde bulunması, işgücü piyasasının temel çelişkisini ortaya koymaktadır. Bir tarafta iş aradığı hâlde istihdama katılamayan veya çalışma kapasitesi yeterince kullanılmayan milyonlarca insan, diğer tarafta ihtiyaç duyduğu nitelikte çalışan bulamadığını belirten firmalar bulunmaktadır.
Önceki yazımızda bu durumu “işgücü piyasasının eşleşme krizi” olarak tanımlamıştık. İş arayanlarla açık pozisyonlar; eğitim düzeyi, mesleki beceri, tecrübe, ücret beklentisi ve coğrafi konum bakımından örtüşmemektedir. Tarım ve geleneksel imalattan ayrılan işgücü, modern hizmetlerin ve teknolojik olarak gelişmiş firmaların ihtiyaç duyduğu becerileri kendiliğinden kazanamamaktadır. Üstelik üretken işlerin belirli kentlerde yoğunlaşması, bölgesel eşitsizlikleri doğrudan bir istihdam sorununa dönüştürmektedir.
Bu eşleşme krizi, Türkiye’de yapısal işsizliğin ve enflasyonu hızlandırmayan işsizlik oranının, yani NAIRU’nun yüksek kalmasının başlıca nedenlerinden biridir. Dolayısıyla çözüm, toplam talebi sürekli genişleterek daha fazla istihdam yaratmaya çalışmak değildir. Asıl yapılması gereken, işgücünün niteliği ile ekonominin üretim yapısını birlikte dönüştürmektir.
GELECEĞİN İŞGÜCÜ TALEBİNİ ÖNGÖRMEK
Eğitim ve istihdam politikalarının başarısı, gelecekte hangi sektörlerin ve mesleklerin büyüyeceğinin öngörülmesine bağlıdır. Ancak Türkiye’de eğitim kontenjanları, mesleki programlar, sanayi destekleri ve bölgesel yatırımlar çoğu zaman birbirinden bağımsız belirlenmektedir. Sonuçta eğitim sistemi bazı alanlarda ihtiyaçtan fazla mezun verirken firmalar başka alanlarda çalışan bulamamaktadır.
Önümüzdeki on yılda yapay zekâ, otomasyon, yeşil dönüşüm, enerji teknolojileri ve dijitalleşme bazı meslekleri daraltırken yeni meslekler yaratacaktır. Türkiye’nin hangi sektörlerde uluslararası rekabet üstünlüğü geliştirmek istediği belirlenmeden eğitim sisteminin ihtiyaç duyulan insan gücünü yetiştirmesi mümkün değildir.
Bu nedenle ülkenin sektör, meslek, beceri ve bölge düzeyinde düzenli olarak güncellenen bir işgücü ihtiyaç haritasına ihtiyacı bulunmaktadır. Buradaki amaç yalnızca bugünkü açık pozisyonları tespit etmek değil, gelecekte ortaya çıkacak beceri talebini öngörmektir. Eğitim politikası bugünün işlerini takip etmek yerine, kurulmak istenen üretim yapısının insan kaynağını hazırlamalıdır.
DİPLOMADAN BECERİYE GEÇİŞ
Türkiye’de eğitim reformu çoğu zaman okul veya üniversite sayısını artırmak biçiminde ele alınmaktadır. Oysa ulaşılan eğitim kademesi, kişinin hangi becerilere sahip olduğunu her zaman göstermemektedir. Diploma sayısındaki artış, işgücünün üretim........
