menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Müzakere sürecinin yapısal sorunu ve çözümü

29 0
07.06.2026

Ben söylemiyorum, bizzat DEM Parti söylüyor:  Müzakere sürecinin barış ve demokrasi sonucu doğuracağına olan güven Kürdistan’da hızla azalıyor.

Halk durduk yere mi sürece olan güvenini kaybediyor? Yoksa müzakere sürecinde yapısal bir sorun mu var?

Müzakere sürecinin ilerlemesinde halkın zorlayıcı, yaptırımcı, belirleyici rolü yok. Ama devletin, devlet içindeki fraksiyonların, iktidarın, iktidar içindeki kanatların rolü belirleyici. “Çerçeve yasa” hakkında Öcalan’ın elbette önerileri var. Hatta İmralı’da var olan devlet temsilcilerini ikna etme gücü de var. PKK hareketini, gerillayı ikna etme gücü ise tartışmasız. Ama işte o kadar.

Müzakere sürecinin direksiyonunda Öcalan oturuyor. İstikamet çizen, perspektif gösteren o. Ama  gaz ve fren pedallarında Erdoğan’ın ayakları var. Şu ana kadar fren pedalından ayağını çekmiyor.

Erdoğan’ın ayaklarını gaz ve fren pedallarından Öcalan çektiremez. Kim çektirir?

Oysa halk müzakere süreci denilen arabanın içinde değil. Dışında. Arabanın gelmesini bekliyor. Gelsin de bizi alıp “barış ve demokrasiye götürsün” demekten yorulunca, arabanın gelmesinden umudunu kesiyor.

Müzakere sürecinde Öcalan “başmüzakereci”. Kimin adına? Kürt ulusu, o ulusun içinden çıkmış PKK ve gerilla adına.

Yapısal sorun tam da burada. Bu büyük kitle adına devletle müzakere halinde olan Başmüzakereci, bu büyük kitle ile değil, üç kişilik DEM Parti heyeti ve birkaç aile ferdiyle dış dünyayla bağ kuruyor.

Kimileri bunu yeterli bulabilir. Öcalan’ın İmralı’dan ileteceği “drektiflerin” halk, PKK hareketi ve gerilla tarafından nasılsa “otomatik” olarak kabul  edileceğini düşünenler açısından “aracıların” varlığı yeterli........

© Yeni Yaşam