Eğer iktidar süreci tıkarsa bunun müeyyidesi ne olabilir?
Ben şahsen son İmralı görüşmesinde Çerçeve Yasa tasarısı üstünde bir müzakere olduğunu ve bunun üzerinde devlet temsilcileriyle Öcalan arasında mutabakata varıldığını sanıyordum. Böyle değilmiş. Üzerinde tartışılan bir yasa tasarısı yokmuş.
Tasarının yokluğu ortada bir kriz olduğunu gösteriyor. Bu yazının amacı krizin nasıl aşılacağını aklımın yettiği kadar göstermektir. Eğer hazırda bu krizi aşmanın benim yazımda anlatacağımdan farklı bir cevap varsa, elbette bu cevabı destekleyen yazılar yazmaya devam edeceğim.
O halde krizi aşmakla ilgili kişisel görüşümü aşağıdaki yazıda görebilirsiniz.
Yakın tarihte ateşkesler ve müzakereler defalarca yapıldı. Hepsi de Öcalan’ın inisiyatifiyle gerçekleşti. Bu ateşkeslerin ve müzakerelerin devlet ve iktidar tarafından ihlal edilmesi, ateşkeslerden istifade ile savaş hazırlığı yapılması, kalekolların inşa edilmesi durumunda bunun “müeyyidesi” savaş hazırlığına savaş hazırlığı ile cevap vermekti.
Ancak şimdi “barış ve demokratik toplum sürecini” oyalamanın ve olağanüstü silahlanmayla savaşa hazırlanmanın “müeyyidesi” aynı şekilde gerillanın savaşa hazırlanmasıyla verilemez. PKK bir taktik gereği silahlı mücadeleye son vermedi, kendi politik-savaş örgütünü feshederek, Bakur’dan ve sınır boylarından çekilerek silahlı mücadeleye stratejik olarak son verdi.
Diğer ateşkeslerde ve müzakere süreçlerinde olduğu gibi önce oyalama sonra savaşa hazırlık, ardından savaş ihtimali belirdiği durumda, bunlara karşı Kürt özgürlük hareketinin “müeyyidesi” aynıyla cevap vermek olmayacağına göre bir başka “müeyyide” ne olabilir? “Oyalar ve savaşa hazırlık yaparsanız biz de silahlanır ve savaşa hazırlanırız” diyerek iktidarı zorlamak yerine nasıl bir cevapla iktidarı zorlarız?” sorusu şu anda yanıtsızdır.
Soru somut olarak yanıtsız olmakla beraber verilecek cevabın askeri bir cevap olmayacağı, ancak “siyasi” bir cevap olacağı açıktır. Mesele bu “siyasi” cevabın somut olarak ne olacağının henüz belli olmamasıdır.
Bundan bir ay kadar önce aklımda kaldığına göre Ertuğrul Kürkçü “barış ve demokratik toplum süreci” boyunca Dem Parti’nin salt “kolaylaştırıcı” bir işlev görmekle yetinemeyeceğini “muhalefet” görevini yerine getirmesi gerektiğini vurgulamıştı. Açıkçası ben de müzakere sürecinin başından beri benzer vurgularda bulundum, son zamanlarda “müzakere ve mücadele” diyalektiğinde ağırlığın giderek “mücadeleye” verilmesinden söz ettim.
Müzakere sürecinin doğası gereği Dem Parti’nin “müzakere ile mücadele” arasında doğru bir orantı yapmasının zorluğu açıktır. Zorluk kendini bırakalım alanlarda........
