Çakma Sezar ve hakiki Brütüsler
Aynı gazetede yazanlardan birinin diğerinin yazısına ister olumlayarak isterse eleştirerek atıfta bulunması bizim medyada adetten değildir. Bu yaklaşıma akıl erdiremesem de, ben bile eleştirilecek ya da olumlanacak bir yazıya atıfta bulunmak üzere dilimin ucuna gelenleri kağıda dökmeden önce, “bu adette bir keramet olabilir” kaygısıyla çok düşünmüşümdür.
Hala öyle düşünmekle birlikte, bu defa adet gereği suskunluğumu bozacağım.
Yeni Özgür Politika’nın geçtiğimiz Pazartesi günlü nüshasında Şemsettin Özer, çok önemli bir yazı kaleme aldı. Önce şu alıntıyı birlikte okuyalım:
“Erdoğan’ın kankaları birer birer tarihe karışırken, kendisi yenilmez görünüyor. Oysa şimdilik egemen güçler ondan faydalandıkları ve koltuğu sarsılırken bizzat icazeti Donald Trump’tan alması biraz da olsa ömrünü uzattı ama bir gün sıranın kendisine de geleceğinden habersizdir.”
Bu alıntı, kimilerinin “her şeye kadir olduğunu” sandıkları Erdoğan’ın egemen güçlerin Hitler’i olmadığını, egemen güçlere, benim görüşüme göre “seçim kazandığı sürece biçimsel meşruiyet kazandıran” kullanışlı bir kişilik olduğunu, onların hedeflerine kendi sonunu getirecek bir hızla yürüdüğünden habersizliğini çok yerinde ifade etmiştir. Şemsettin Özer gibi düşünüyorum.
Ama Özer benim ifade edemediğim çok önemli bir gerçeği ifade etmiştir. Erdoğan ne denli geçici ve gidici bir figür olsa da AKP denilen siyasi partinin artık “norm dışı illegal” devlet aygıtına dönüştüğü düşüncesi olan biteni açıklayıcı olmuştur. Şöyle yazmış:
“Adolf Hitler’in iktidara gelişi sürecinde olduğu gibi, AKP de artık norm dışı bir özel harp hareketine dönüştü.” AKP’nin dönüşümünü Nazi partisinin dönüşümüne benzetmiş. Nazi partisi iktidara geldikten kısa bir süre sonra “devlet partisi” olmuştur. AKP de öyle.
Bu satırlar “norm dışı illegal devlet kimdir” sorusunu sorup bir türlü........
