‘İç cephe’, iç kavga ve çözümsüzlük
İç cephe meselesi çok yönlü bir mesele.
Sistem içi partilerin iç cephe meselesi var.
Kürt halkının ve örgütlerinin iç cephe meselesi var.
İktidar blokunun iç cephe meselesi var mı?
Aklı başında her insan, mesela AKP-MHP koalisyonu ile DEM Parti’den ibaret bir iç cepheyi “güçlendirme” politikasının saçma olduğunu kolayca görür.
İktidarın “Kürt politikası” iç cepheyi güçlendirme amacı taşımıyor. Amacı Türkiye’nin İran savaşı koşullarında, minimum olarak İran’la olan sınırını güvenceye almak, eğer bu savaşa sürüklenirse, PKK’yi silahsızlandırarak, Kürt halkının bu savaştan yararlanma ihtimalini sıfıra indirmek.
Bu açıklıkta konuşmanın artık zamanı gelmiştir.
Eğer iktidarın gerçekten de iç cepheyi güçlendirme gibi bir niyeti olsaydı, bir gün içinde CHP’ye karşı iç cepheyi berbat eden politik saldırılarına son verirdi. Son vermek bir yana AKP-CHP meydan savaşını tırmandırıyor.
Eğer iktidar DEM Partiyi de iç cephenin bir bileşeni haline getirme gibi bir niyet taşısaydı, Öcalan’ın özgürlüğü de içinde Kürt sorununu barışçı yoldan çözmenin önündeki engelleri, kötü namlı tek bir “torba yasayla” birkaç gün içinde kaldırırdı. İşleri uzattıkça uzatıyor.
Demek ki iç cepheyi güçlendirme söylemi sahtedir ve çok tehlikeli bir politik angajmanı gizlemektedir. Bu angajman, büyük ihtimalle ABD’yle yapılan “gizli” bir anlaşma olabilir. Türkiye topraklarına düşen üç füze “artığını” İran’ın fırlattığı uyduruk iddialar bir yana, bir dizi olgu böyle bir anlaşmayı işaret ediyor.
ABD tüm NATO ülkelerini Hürmüz boğazında çıkmaza uğrayan ordusuna yardıma çağırmış, bu ülkelerin en azından askeri üslerini ABD’nin kullanımına açmalarını istemiştir. Son olarak Romanya ve İngiltere şu sırada bu isteğe olumlu yanıt vermiştir. Pentagon’dan sızan ve iktidarın yarım ağız yalanlamaya kalktığı bilgiye göre ABD Türkiye’den de başta İncirlik ve Kürecik olmak üzere Türk askeri üslerini kullanma talebinde bulunmuştur.
Söz konusu........
