Sözü-pratiği bir olan inşacı olur
Ne hesapsız-kitapsız öne fırlamak, ne de bekleyip hegemonik güçlerin bir şeyleri vereceğinin gafletine düşmek gerekir. Savaşı iyi çözümlemek gerek. Tablo şudur: Yerli işbirlikçi faşistler ile ağababaları arasındaki tüccar savaşıdır
İlginç olan birilerinin devrimcilik adına bundan anti-emperyalist savaş çıkarmalarıdır. Solculuk, devrimcilik adına mollalardan anti-emperyalizm çıkartanlar da çürümüşler. En vahimi budur. Sistem devrimcileri de çürütmüştür
Birincisi inşacı olması gerekenler çağrıcı olmuş. Herkes herkese çağrı yapıyor! Oysa çağrıcı değil, inşacı olunmalıdır. İkincisi de, muazzam bir şikâyetçilik var. Ancak sözü-pratiği bir olan inşacı olabilir. Aksi demagog ve fesat kişiliğidir…
Ortadoğu’da yüzyıl önce kurulan denge bozuluyor. Fakat en önemlisi bozulan stratejik denge sonrası nasıl bir sistemin ortaya çıkacağıdır. Tam anlamıyla bunu kestirmek zor olsa da, şöylesi bir olasılıklar seçeneği olabilir. ABD-İsrail kısa vadede İran rejimi içinden Suriye’deki Şara gibi kendine işbirlikçi kesim devşirebilir. Orta vadede Fars milliyetçiliğine dayalı molla rejiminin bir versiyonunu geliştirilebilir. Savaş uzarsa uzun vadede demokratik entegrasyona dayalı Demokratik Federasyon gelişebilir. Halklar açısından en kötüsü kısa vadelisi olandır. Orta vadelisi ehveni şerdir. En makulü uzun vadeli olandır. Bu olasılıklar keskin bir şekilde birbirinden kopuk değildir. İç içedirler, hangisinin gerçeklik kazanacağını mücadele belirler.
İlginç bir şekilde koca koca analizciler Trump’ın dengesiz olduğunu, stratejisiz bu savaşı başlattığını anlatıp duruyorlar. Böylece psikolojik savaşa hizmet ederlerken gerçekleri de örtbas ediyorlar. Oysa Trump tam da kapitalist moderniteye göre bir figürdür. ABD hegemonik savaşın temel aktörüdür. Diğerleri işbirlikçidirler. Rusya ve Çin de el altından işbirlikçilik yapıyorlar. Türkiye basını da gerçekleri örtbas ederek İran’dan daha fazla İran’ın psikolojik savaşını yürütüyor. Özel savaş rejiminin basını olması gereği bunu yapıyor. Bu durumun iyi analiz edilmesi gerekiyor. Özel savaş rejimiyle İran molla rejiminin görünenden daha fazla suç ortaklığının varlığı nedeniyledir. Sadece son yüzyıllık değil, Kasr-ı Şirin’den bu yana kurulan dörtyüz yıllık denge yıkılıyor. Bu denge yıkılırken Özgür Kürt olgusu gelişiyor. Durdurulmaya çalışılan budur.
Ortadoğu felç edilmiş
Bu savaş aynı zamanda ciddi boşluk yaratıyor. Önemli olan halklar lehine bu boşluğu dolduracak demokratik entegrasyon hamlelerinin zamanında yapılmasıdır. Bu konuda ne hesapsız-kitapsız öne fırlamak, ne de bekleyip hegemonik güçlerin bir şeyleri vereceğinin gafletine düşmek gerekir. Dikkat edilirse ikisi de hegemonik güçlerle bağımlılığın sonucudur. Özgüç ve zamanında adımlar atılarak statükocular ve hegemonik güçler arasındaki savaşta halkların lehine gelişmeler yaratılabilir. Fakat Ortadoğu dinamikleri felç edilmiş. Coğrafya ve toplumları can çekişir hale getirilmiştir. ABD’nin, AB’nin ve versiyonlarının Ortadoğu’ya verecekleri bir şeyleri yoktur. “Ulus-Devlet” diye diye haykıranların tümü zihniyetlerinden yüreklerine kadar ABD-AB-İsrail işbirlikçileridirler. Hepsi tüccardırlar. Özünde Hitler’den daha beterdirler. Ulus-Devletçilikle Hitler’in kopyasıdırlar.
Çöplük haline getirdiler
Ortadoğu’yu çürüttükçe çürütüyorlar. Trump’ın dalga geçmesi boşuna değildir. Çünkü “ne mal” olduklarını biliyor. Gazze çöplük haline getirildi. Çöplük üzerinde kurulacak eğlence merkezlerini “Barış” diye sunan bu tüccarlar değil mi? Yüzlerce yıldır Ortadoğu’yu çöplük haline getiren bunlardır. Halklara Ortadoğu tipi faşizmini uygularken ağababalarının İngiltere, ABD, Almanya, Fransa, İsrail’in sözünden çıkmadılar. Ne Ulus-Devletçilik ne de mezhepçilik bir direniştir. Zaten Ulus-Devletçilik, dincilik, mezhepçilik özgürlük direnişi ile ilgili........
