menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sömürgeci-Gangster Kapitalist Emperyalizm (4): Fosil yakıt kaynaklarını ele geçirmek!

12 0
previous day

ABD’nin Venezuela’ya saldırısının gerisinde; “ABD emperyalizminin Batı Yarımküre üzerindeki hegemonyasını yeniden kurmak istemesi olduğu kadar, finans piyasalarına maddi kazançlar sağlamak, ulusal güvenliğin önemli bir unsuru olarak kabul edilen petrol gibi stratejik fosil yakıtlar ve diğer hammaddelerin elde geçirilmesi ve Çin’in bu kaynaklara erişiminin engellenmesinin yattığı” ileri sürülebilir.

Hedge fon yöneticileri ellerini ovuşturuyor

Nitekim, bu müdahale devasa büyüklükteki hedge fonlarına ciddi boyutlarda kazanç sağlıyor. Öyle ki bu yatırım fonları ve varlık yöneticileri müdahaleden bu yana, yatırımcılarını Venezuela genelinde hisse senetlerini satın almaya ve gayrimenkule yatırım yapmaya çağırıyor.

Yatırımcılar, Venezuela’nın sosyalist “Chavismo” sisteminin yakında ortadan kaldırılıp Amerikan tarzı kapitalizm ile değiştirileceğini ve bu durumun on yılı yayılacak bir ekonomik canlanmayı tetikleyeceğini öngörüyor. (1)

Kısaca, Trump’ın yardımıyla emperyalist finans kapital, Venezuela halkına ait olan varlıkları gasp ederek kıtaya daha fazla yayılma planları yapıyor.

“Latin Amerika’nın Açık Damarları”

Bu niyet ve faaliyet daha öncesinde de vardı ama bunu sömürgecilik sonrasında Latin Amerika halklarının direnişi kısmen önleyebilmişti:

“Latin Amerika, açık damarların bölgesidir. Keşfinden günümüze kadar her şey, her zaman Avrupa’ya, daha sonra da Amerika Birleşik Devletleri’ne sermaye olarak dönüştürüldü ve bu şekilde sermaye uzaktaki güç merkezlerinde birikti. Üzerindeki meyveleri ve mineral bakımından zengin derinlikleriyle topraklar, insanlar ve onların çalışma ve tüketim kapasiteleri, doğal kaynaklar ve insan kaynakları her şey bu merkezlerin eline bırakıldı. Üretim yöntemleri ve sınıf yapısı, her bölge için kapitalizmin evrensel dişli kutusuna entegre edilerek dışarıdan art arda belirlendi…

Tarihi bir rekabet olarak görenler için, Latin Amerika’nın geri kalmışlığı ve yoksulluğu, sadece başarısızlığının bir sonucudur. Biz kaybettik, diğerleri kazandı. Ancak kazananlar, bizim kaybetmemiz sayesinde kazandılar: Latin Amerika’nın geri kalmışlığı birisinin dediği gibi, dünya kapitalizminin gelişiminin tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bizim yenilgimiz, her zaman başkalarının zaferinde örtük olarak vardı; bizim zenginliğimiz, başkalarının, yani imparatorlukların ve onların yerli denetçilerinin refahını besleyerek, her zaman bizim yoksulluğumuzu doğurdu”. (2)

Galeano’nun 1971 tarihli klasik eserinden (Latin Amerika’nın Açık Damarları) alınan bu iki paragraf, Latin Amerika’nın durumunu oldukça iyi özetliyor: bölge için güç kaynağı olması gereken şeyler yani doğal, maden ve enerji kaynakları açısından sahip olduğu muazzam zenginlik, Bölgenin en büyük laneti haline geldi ve yabancı güçlerin bitmek bilmeyen ilgisini çekti. Bu bölgenin göreli olarak geri kalmışlığının nedeninin batı emperyalizmi olduğu gerçeğini ortaya çıktı.

“Petrolü gönüllü olarak teslim etmeyince…”

Sömürgeci emperyalizmin ana hedefi her zaman, kapitalizmin hayatta kalabilmesi için vazgeçilmez olan doğal kaynaklara serbest erişimdir. Bu bağlamda “Maduro’nun suçu, şimdiye kadar petrolü ABD’li........

© Yeni Yaşam