menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kürtler ve statüsüzlük

15 0
30.01.2026

Suriye’deki son gelişmeler, Kürtlerin, Kuzey ve Doğu Suriye’de kurmaya çalıştığı çok dilli ve çok kültürlü, demokratik modelin kökünden kazınma girişimini gözler önüne seriyor.

Rojava’da inşa edilen sistem, ‘ulus-devlet’ paradigmasına karşı bir alternatif model olarak önerildi. “Halkların eşit ve özgür yaşamı” kapsamlı, demokratik model emperyal güçler ile bölgenin inkarcı ve despot yönetimleri tarafından kabul görmedi.

Halep’in iki Kürt mahallesinden sonra Rojava’nın önemli bir kısmının Şam kontrolüne geçmesine karşın saldırlar dinmiyor. Savaş, elektrik kesintisi, gıda, su, ilaç yokluğu, açlık ve ölümlerle devam ediyor.

Kobanê önlerine kadar dayanmış savaş güçleri, şimdi Kürtleri ve SDG’yi “ayrılıkçılık” ve daha ötesi kavramlarla damgalayarak kazanımları kökünden kazımayı hedefliyor. Colani liderliğindeki Şam geçiş hükümeti üzerinden, ‘ulus-devlet’ modeli pekiştiriyor. Türkiye’de Türk, Suriye’de Arap egemenliğine dayanan, Kürtleri ve farklı halkları, inançları yok sayan zihniyet bölgeye uyarlanmak isteniyor.

Şara üzerinden süren ortak proje

Bu süreç, tıpkı birinci emperyalist paylaşım savaşı sürecindeki Sykes-Picot Anlaşması gibi Kürtlere statü yoksunluğu dayatıyor. Aktörler değişse de zihniyet yüz yıl öncekinden farksız. Ancak bugün bu o kadar kolay değil. “Birleşik Suriye” söylemiyle Kürtlere karşı vahşi ve kuralsız bir savaş sürdürülerek statü yoksunluğu kabul ettirilemez.

Colani ve arkasındaki güçlerin Türkiye’de olduğu gibi Kürtlere ulusal hak eşitliği ve muhataplığı yerine dillerini ve kültürlerini unutmamayı reva gördüğü anlaşılıyor. 16 Ocak 2026’daki kararnamesi, Kürtçeyi “ulusal dil” olarak tanısa da Kürtleri tatmin........

© Yeni Yaşam