menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Umut halkların mücadelesinde

27 0
26.04.2026

Barış ve Demokratik Toplum projesinin zamana yayılması toplumda kaygıları derinleştirmektedir. Süreç neden ilerlemiyor ve kim ya da kimler sürecin ilerlemesini engelliyor soruları başta Kürtler olmak üzere ezilenlerin umudunu karartıyor. ABD- İsrail ve İran savaşı, dört parça Kürdistan’da Kürtleri etkilemekte ve bu durum kaygıları daha da artırmaktadır.

Rojava’da HTŞ, her şeyi kendisinde tekleştirmeye çalışıyor. İran’da Kürtler savaşın bir tarafı gibi her gün saldırıya uğruyorlar. Irak’ta Kürtlerin arasındaki çelişkiler, mevcut statüyü yok etmenin zemini yapılmak isteniyor. Türk devleti devam eden barış sürecinin gereklerini yerine getirmemekte ısrar ediyor, Kürtlerin özgürleşmemesi için elinden geleni yapıyor. Öyle ki Türk devletinin engelleyici tutumu olmasa, Suriye, Türkiye ve Irak’ta Kürt sorununun adil ve demokratik bir biçimde çözülmesi uzak bir ihtimal değildir. Kısacası Kürtler, hayati öneme haiz toplumsal, siyasal sorunlar yaşamaktadırlar.

Devletin Kürt sorununu terör sorunu olarak tanımladığı bilinmektedir. Bu tanım devletin sürecin sonunda ne olmasını beklediğini de göstermektedir. Buna göre devletin istediği “terörsüz Türkiye”, sadece Kürtlerin değil, toplumun bütün ezilen kesimlerinin hiçbir talebinin karşılanmadığı, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin olmadığı, bir Türkiye’dir. Devleti ele geçirmiş olan çete, her türlü hukuksuzluğa, zorbalığa, keyfiyetçiliğe imkân sağlayan mevcut tek adam rejiminin konforunda vazgeçmek istememektedir.

Buna rağmen devlet, PKK’nin silahlarını tümden teslim etmesini ve yasal bir güvence olmadan gelip devletin lütfuna mazhar olmasını istiyor. Bunlar olursa bazı düzenlemeler yapılabilir diye sahte bir umut pompalıyor. Bu........

© Yeni Yaşam