menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gençlik ve yeni dönemdeki rolü

7 0
03.02.2026

Toplumu yozlaştırma, gençliği siyasetten koparma ve kimliksizleştirme Kürdistan’daki egemen güçlerin toplumumuza karşı uyguladıkları temel bir stratejidir. Doğrudan saldırılarla, bastırmalarla alt edemediği toplumu özel psikolojik savaş yöntemleriyle dağıtmayı, çözmeyi hedeflemektedir

Afşin Aybar

Gençliğin toplumun en dinamik ve yürütücü gücü olma özelliği onun toplumsal gerçeklikle bağını ortaya koymaktadır. Gençlik toplumsal yenilenmenin, değişim ve dönüşümün en temel gücüdür. Bu özgürlükçü ve mücadeleci özelliklerinden dolayı tarihten günümüze kadar devletçi uygarlık, gençliği kendisi için hep tehdit olarak görmüş ve ona karşı akla hayale sığmayan yöntemler uygulamışlardır.

Gençliği kontrol altına alabildiği oranda egemen sistem kendini kalıcı güç olarak ilan edebilir. Onun için egemen sistemler her dönem gençlik üzerinde bağımlılaştırma yöntemlerini derinleştirerek devam ettirmişlerdir. Gençliğin enerjisinin sisteme yönelmesini engellemek için başta uyuşturucu ve fuhuş olmak üzere, özel savaş yöntemleriyle reflekssiz bırakmıştır. Her yaş grubuna özel eğitim sistemiyle de katı, ezbere dogmalara bağlamayı temel yöntem olarak belirlemiştir. Egemenler tarafından düşüncesi, ruhu köreltilen bir gençlik savaş da dahil her işe koşturulabilir. Bu yöntemle gençlik egemen sistemlerin en güçlü sürdürücüleri kılınmak istenmiştir.

Egemen sistem toplumda sürekli gençlik olgusunu çarpıtarak kendini süreklileştirmek istemektedir. Gençlik fiziki bir olgudan öte toplumsal bir olgudur ve egemen güçler karşısında toplumun temel savunma gücüdür. Egemen sistemlerin saldırıları sonucunda gençliğini kaybeden bir toplumun uzun süre ayakta kalması düşünülemez. Aynı şekilde toplumsallığını kaybeden gençliğin geleceği olamaz. Bu hakikati en çok Kürt toplumsal gerçekliğinde görüyoruz.

Kürt toplumsal gerçekliği, son yüzyılda egemen güçler tarafından ağır soykırım ve asimilasyon kıskacına alınarak yok edilmek istendi. Kürdistan’da, bu toplumsal yok oluşu ilk fark eden ve bu duruma “DUR” diyen Önder Apo oldu. Çok genç yaşta toplumsal gerçekliğinde yaşanan çelişkilerin farkına vardı. Sistem okullarında, sistemin imha-inkar siyaseti ve acımasız soykırım gerçekliği ile........

© Yeni Yaşam