Buğday sevinci
En önemlisi, bu yılın olası rekolte yüksekliği, bir ıslah çalışmasının sonucunda elde edilmiş değildir. Yağış rejimine bağımlılığı ortadan kaldıran veya azaltan önlemlerle erişilmiş de değil. Tamamen rastlantısaldır
Daneleri bitki yetiştirmede tohum, insan beslenmesinde gıda olarak kullanılan buğday ve diğer tüm tarımsal ürünlerin ithali üreticiler için hep sorun oluşturmuştur. Ne olacak parasını verir satın alırız çözüm değildir
Üretmek sorumluluktur, sorumluluk haysiyet gerektirir. Üreten çiftçiye saygı ile stratejik ürünümüz olan buğday sevincini her yıl yaşamak için politikalar belirlenip, uygulamasını istemek en temel hakkımız olsa gerek
Bu yıl mayıs ayında yağan kar meyve ve sebzelere zarar verdi. Ancak tahılların ihtiyaç duyduğu dönemlerde yağmur, toprak ve bitkiyle buluştu. Bu nedenle dünya ve Türkiye tahıl verimliliği konusunda rekor verimlilik beklentisi var. İsterseniz gelin birlikte tahılların en çok da buğdayın sohbetini yapalım.
Tahıl tohumlarının hızlı yetişme ve her yere kolaylıkla adapte olma özelliğinden dolayı gezegenimizde yaygın olarak yetiştirilir. Dünya yeşil alanlarının yüzde yetmişinden fazlasını tahıllar oluşturur. En çok yetiştirilen beş ürünün üçü tahıl grubuna aittir.
Medeniyetlerin oluşumunda önemli rol oynayana tahıllar, Doğu Akdeniz’den Mezopotamya’ya uzanan Bereketli Hilal’de on bin yıldan bu yana yetiştirilmektedir. Pirinç, Çin’de sekiz bin, sorgum ve akdarı Afrika’da dört ile yedi bin yıllık maziye sahiptir.
İnsanlar yaşamları için gerekli olan kalorinin yarıdan fazlası tahıllardan alır. Bitkinin büyüme sürecinin besini olan nişasta, tahıl tohumlarında yüzde yetmişten fazla oranda bulunur. Buğday tohumlarının nişasta yoluyla insanlara sağladığı enerji yaşam faaliyetlerinin yarısından fazlasını karşılar.
En çok üretilen tahıl olan buğday, sofralarımızın olmazsa olmazı olan ekmeğimizin anasıdır. Beslenme kültürümüzde yemek olarak pişirdiğimiz, makarna, bulgur, erişte ve her yöreye göre türlü türlü birçok yemeğin, çeşit çeşit çorbaların hammaddesi de buğdaydır. Çayımızın yanında severek yediğimiz börek, çörek, kek, simit buğdaydan elde edilen unlu mamullerdir. Yemek üstü severek yediğimiz hamurlu tatlılar buğday unundan hazırlanır. Görüldüğü üzere tahıllar, temel gıda olarak insan yaşamında sadece önemli değil vazgeçilmezdir.
Buğday tohumunun tarımda ilk kez kullanıldığı coğrafyada yaşayan bizler için de tahıllar, beslenme kültürümüzün temel taşıdır. Yetiştirdiğimiz sığır, domuz, kanatlılar da kırık buğday, mısır, arpa, yulafla beslenir. Ayrıca arpadan bira yapılır. Burada daha sayamadığım pek çok gıdanın hammaddesi olan tahıllar, yaşam için olmazsa olmaz;, stratejik bir üründür.
Önce açlık, sonra ölüm korkusu
Tarih boyunca dünya birçok kıtlık hadisesi yaşamıştır. Uygarlıkların yıkılma nedenin kıtlıklar olduğu kimi düşünür ve tarihçiler tarafından kabul edilmektedir. Tarih boyunca kıtlıkların yaşanmaması için önlem alma konusunda geç kalan, çare üretemeyen pek çok topluluk yöneteninin tahtı bir yana şahı bir yana devrilmiştir. Çünkü insanlar ilk evvela açlık korkusu, sonra ölüm korkusu yaşamış ve yaşamaktadır.
Tahıl kıtlığı ve isyanlar
Özlü sözlerden biri olan, “Aç it fırın yıkar” sözü, tecrübelerin tortusu sonucu söylenmiştir. Çin İmparatoru Hui’ye pirinç kıtlığı yüzünden halkının açlık çektiği söylendiğinde, “Niye et yemiyorlar öyleyse?” diye cevap verdiği söylenir. Bu elbette rivayet, ancak o açlığın ardından gelen Wu Hu Ayaklanması sonrasında Hui imparatorluğunun yarısını kaybettiği tarih sayfalarında yerini almıştır. Yine tarihçiler Marie Antoinette’in “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” sözünün gerçek olup olmadığı net olarak bilinmiyor. Ancak halkların beslenme kültüründe tahıllar, gereklilik değil zorunluluk olduğu gerçeği orta yerdedir. Fransız Devrimi’ni, Avrupa, Latin Amerika’daki elli ülkeyi içine alarak koca bir yangına dönüşen 1848 Devrimleri’ni körükleyen buğday ve ekmek kıtlığı olduğundan hiç kuşku yok. Beslenme kültürü, tahıl ilişkisi varlığı halinde huzuru sağlarken, yokluğunun hemen birçok isyanın nedeni olduğu saklanamaz bir gerçekliktir. (1)
Evet. Uluslararası........
