menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Erzurum’da Erol Güngör penceresinden bakış

158 0
27.04.2026

24 Nisan değerli düşünce adamı, sosyolog Prof. Dr. Erol Güngör’ün vefat yıldönümü. Yaşadığımız günler onun üzerinde durduğu konuları her dem yeniden hatırlamaya ve oradan da olaylara bakmaya bir pencere açmaya davet ediyor. Bize bu yıl vefat yıldönümü dolayısıyla hatırlattığı ve bir panel vesilesiyle yeniden bir pencere açmayı sağlayan Erzurum Büyük Şehir Belediyesine teşekkür ederim. Cumartesi günü Atatürk Üniversitesi kampüsünde değerli felsefeci Prof. Ali Utku yönetiminde bir panelde Prof. Dr. Naci Bostancı, Prof. Dr. Nevin Güngör Ergan ve Prof. Dr. Mevlüt Uyanık ile “Zihniyetin İnşası: Erol Güngör Paneli”nde bir araya geldik.

Önceki yıllarda da yine vefat yıldönümü dolayısıyla birkaç kez Güngör üzerinden yaşanan birçok olaya pencereler açmıştık. Özellikle Ortadoğu’ya bakışımız ve onunla olan konumlanımımıza dair bugün en sağcımıza bile sirayet etmiş İngiliz-merkezli bakış açısını bir ifşa edişine değinmiştik daha önce. “Türk Kültürü ve Milliyetçilik” isimli kitabının “Koptuğumuz Dünya” başlıklı son bölümünden yaptığımız o alıntı serlevha edilip asılsa yeridir. Bugün Filistin bizi ne ilgilendirir, Araplar bizi zaten arkadan vurdu diyenlere karşılık Ortadoğu’dan bizi koparmaya çalışan kafanın Türk milli varlığına baştan beri düşmanlık eden emperyalizmden başka bir yere hizmet etmediğini anlatır.

Önemine binaen bir daha aktarıyorum:

“Bu arada Türkiye ile öbür Ortadoğu memleketleri arasındaki kültürel temasların kurulması ve artırılması şarttır. Unutmayalım ki, Batılı devletlerin Birinci Dünya Harbinden sonra Ortadoğu’ya ekmiş oldukları nifak tohumları bize de çok tesir etmiştir. Arap denince, yeni Türk nesillerinin aklına daima Türk ordularını arkadan vuran İngiliz maşası bedevî kabileleri gelir; Araplar da Türk deyince en çok İttihatçı Cemal Paşa’nın Suriye’de yaptıklarını hatırlarlar. Her iki tasavvur da yanlıştır, iki tarafı birbirine düşman etmek için İngilizler tarafından uydurulmuştur. Arapların bu yanlış tasavvurdan kurtulmalarını istiyorsak, biz de memleketimizdeki Batı kuklası münevverlerin sistemli bir şekilde yerleştirmeye çalıştığı Arap düşmanlığının bütün izlerini silmeliyiz. Unutmayalım ki, Arap düşmanlığı propagandasının temelinde İslâm düşmanlığı vardır; İslâm dünyasının yan yana yaşayan iki büyük kitlesini birbirine düşman etmek, böylece her birini tek tek Batılılara esir etmek gayreti vardır. Ortadoğu devletleri arasında ilim, kültür ve sanat münasebetleri dost ile düşmanı ayırt etmekte hepimize yardımcı olacaktır. Bu sahada da Türkiye’nin inisiyatif kullanması sağlam bir dış politikanın gereği sayılmalıdır.

Avrupa Ortak Pazarının kuyruğu mu, yoksa Ortadoğu’nun başı mı olacağız? Bize düşman olan ve düşman kalacak olan bir medeniyetin çöpçülük hizmetini mi, yoksa kendi medeniyetimizin........

© Yeni Şafak