Özgürlük güvenlik dengesinde sosyal medya regülasyonları
Son dönemde sıklıkla tartışılan sosyal medyanın regülasyonu, konuyu sığ bir bağlam üzerinden ele alan yaklaşımlarla tartışılmaktadır. Türkiye’de ilgili platformların regülasyonu söz konusu olduğunda meseleyi sansür ve güvenlik üzerinden yorumlayanlar, konunun özgürlükler açısından sorunlu olduğu ve devletin bu tür platformları baskılamaya çalıştığı görüşündeler. Peki pratikte bu durum gerçekten özgürlüklerin askıya alındığı ve güvenliğin ön plana çıkarıldığı bir süreç anlamına mı geliyor? Ya da Türkiye’den bağımsız olarak dünyadaki regülasyon trendi nasıl bir eğilim izliyor ve bu konu hangi düzlemde tartışılıyor?
İlk etapta özellikle 15 yaş ile ilgili sınır getirildiğinde konu “yasak” üzerinden ele alınmış ve çocukların güvenliği konusu ikinci plana itilmiştir. Halbuki bu düzenlemedeki ana motivasyon, uluslararası örneklerin de incelenerek çocukların daha güvenli bir internet kullanımına sahip olması. Buradaki kritik konu, çocukların yetişkinlerden ayrıştırılması ve hizmet veren sosyal ağların da çocuklara göre bir kategorizasyon yaparak içerikleri ayrıştırması. İlgili yasa ile sosyal medya platformlarının ebeveyn kontrol araçlarını zorunlu tutması da bu bağlamda önemli.
Nitekim çocuklara yönelik ayrıştırma ve içeriklerin kullanımı durumunda, onlar açısından zarar teşkil edebilecek konuların belirlenmesi ve belirli bir filtrelemeye tabi tutulması önemli. Fakat burada dikkat edilmesi gereken bir konu ortaya çıkıyor: Ebeveynler ile çocuklar arasında sosyal medya kullanımı açısından bir fark var mı? Ya da daha açık bir ifadeyle çocukların içine doğduğu ve farkındalıklarının yüksek olduğu bir platformda ebeveynlerin çocukları........
