İhtilal (darbe) kanla mühürlenmelidir!
İhtilal (darbe) kanla mühürlenmelidir!
Eylül ayı Türk siyasi tarihi açısından meşum olayların tarihidir. Eylül, sadece demokrasiyi kesintiye uğratan darbeler silsilesinin bir devamı olan 12 Eylül ile sınırlı kalmamış, 27 Mayıs’ın acı neticelerinin yaşandığı bir ay olmuştur. Eylül, 27 Mayıs Darbesi’nin hemen akabinde ihdas edilen Yassıada Mahkemeleri marifetiyle “aldırılan” kararlar neticesinde DP’nin önde gelen üç ismi Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın idam edildiği aydır. 16 Eylül’de Polatkan ve Zorlu, takiben 17 Eylül’de Menderes idam edilmiş ve siyaset kana bulanarak hiç unutulmayacak kararlara imza atılmıştır. Peki neden bu etkili ve önemli üç isim idam edildi ve Türk siyaseti böyle bir ağır yükle karşı karşıya bırakıldı? Birçok isme idam cezası verilmiş olmasına rağmen neden bazıları için bu karar revize edildi? Ya da bir diğer ifade ile neden ve hangi saiklerle bir darbe ölümlerle perçinlenmek istendi?
27 Mayıs Darbesi, darbe mekaniğinin nasıl işlediğinin görülebilmesi adına oldukça öğretici bir repertuvar. Nitekim darbe öncesinde ordu içerisinde birtakım cunta hareketleri söz konusu olmuş ve meşru hükümete karşı medya marifetiyle yıpratma operasyonları yapılmıştır. DP iktidarı bir yandan laiklik ve Atatürk üzerinden sıkıştırılırken diğer yandan da protestolara katılan öğrencilerin toplu biçimde öldürüldüğü yalanları gazetelerde işleniyordu. Kendilerine Cumhuriyeti kurtarma misyonu yükleyen öğrenciler üzerinden oluşturulan bu havada ordunun darbe yapması için zemin hazırlanıyordu. Ve nihayet tarih 27 Mayıs’ı gösterdiğinde müdahale edilmiş ve darbenin meşrulaştırılması adına yoğun bir çaba söz konusu olmuştur. Adnan Menderes’in günlüklerinden hareketle dönemi bir roman havasında aktaran Taşkın........
