menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Âriflerin miracı (1)

24 0
friday

Dün gece, muhtemelen Efendimiz’in (sav) yaşadığı en büyük manevî tecrübe olan miraç tecrübesinin yıldönümünü idrak ettik. Acaba miraç tecrübesi yalnızca Efendimiz’e (sav) mahsus bir tecrübe mi; yoksa O’nun yolundan giden her müminin, özellikle de âriflerin kendi istidadına göre miraç tecrübe(leri) yaşaması mümkün mü? Mümkünse bu yakaza hâlinde mi uykuda mı, bedenen mi ruhen mi gerçekleşir?

Sûfîler, miraç tecrübesini, istidat ve kabiliyeti nispetinde salih müminlerin, tarikat yolcularının (sâliklerin) ve âriflerin yaşayabileceğini vurgular ve buna “manevî ya da ruhânî miraç” derler. Tasavvufta seyr u sülûkün kendisi bir cihetten miraç yolculuğuna benzetilir. Tâhiru’l-Mevlevî, bu miracı şöyle tanımlar: “Bir sâlikin beşeriyet mertebesinden hakikat derecesine yükselmesine ve kurb-i ilâhîyi bulmasına sûfiyye “Mi’râc-ı manevî” demişlerdir (Tâhiru’l-Mevlevî, Mesnevî Şerhi, 7/140). Yalnız sûfîler, ruh ile birlikte bedenin miracının Efendimiz’e (sav) mahsus olduğunun altını çizer ve âriflerin miracının yalnızca ruh ile yaşanabileceğini söylerler. (Bk. Kuşeyrî, Kitabu’l-mi‘rac, s. 75-76). Sûfîlerin sözlerinde, manevî miracın uykuda yaşandığına özel vurgu yapılmakla birlikte bazı örneklerden bunun yakaza hâlinde de yaşanabileceği anlaşılmaktadır.

Öncelikle şu soruya cevap bulmaya çalışalım: Sahâbîlerin miraç tecrübesi yaşadıklarına dair rivayetler var mıdır? Sahâbîlerin yüksek derecede manevî/ruhânî tecrübeler yaşadıkları muhakkaktır. Ancak bunlardan pek az bir kısmını anlatmış oldukları anlaşılıyor. Bunlardan birkaçını örnek verebiliriz:

1. Resûlullah’ın (sav) kâtiplerinden Hanzala b Rebî el-Üseydî (ra) şöyle demiştir: “Ebû Bekir (ra) benimle karşılaştı ve bana: ‘Nasılsın, ey Hanzala?’ diye sordu. Ben de: ‘Hanzala (galiba) münafık oldu.’ dedim. Ebû Bekir: ‘Sübhânellah, sen ne diyorsun?’ dedi. Ben cevaben dedim ki: ‘Bizler, Resûlullah’ın (sav) yanında bulunuyoruz. Bize cennet ve cehennemden bahsediyor, sanki gözlerimizle görüyormuşuz gibi oluyoruz. Onun huzurundan ayrılıp çoluk çocuğumuzun yanına ve işlerimizin başına dönünce, çok şeyi unutuyoruz. Ebû Bekir (ra) dedi ki: ‘Allah’a yemin ederim ki, biz de benzeri şeylerle karşı karşıyayız.’ Ben ve Ebû Bekir birlikte yola düştük ve Resûlullah’ın (sav) huzuruna girdik. Ben: ‘Ya Resûlallah! Hanzala (galiba) münafık oldu.’ dedim. Resûlullah (sav) ‘Bu ne demek?’ dedi. Ben ‘Ya Resûlallah! Senin yanında bulunuyoruz, bize cennet ve cehennemden bahsediyorsun; sanki onları gözümüzle görüyor gibi oluyoruz. Senin huzurundan çıkıp da çoluk çocuğumuzun yanına ve işimizin başına dönünce, çoğunu unutuyoruz.’ dedim. Bunun üzerine Resûlullah........

© Yeni Şafak