menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran’la savaşta zaferin tanımı: Askeri üstünlük mü, rejim değişikliği mi?

43 0
06.03.2026

İran’ın ABD-İsrail saldırısına ilk 48 saat içinde yaptığı misillemenin şiddeti, İsrail’in ve Körfez ülkelerinin büyük maliyetle karşı karşıya olduğuna işaret ediyordu. İran’ın İsrail’i vurması, Körfez’deki Amerikan üslerini hedef alması ve Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğini fiilen sona erdirmesi, savaşın bölgesel hale geleceğini gösteriyordu. Hamaney ve üst düzey İran liderliğinin ortadan kaldırılması durumunda dahi savaşabileceğini gösteren İran, Amerika ve İsrail’e kolay teslim olmayacağı mesajını veriyordu. Merkezi emir komuta zinciri altında hareket edemediği bir senaryoya hazırlanmış görünen rejim, savaş ortamında karar alma yetkisini âdem-i merkeziyetçi hale getirerek savaşın cephesini mümkün olduğu kadar genişletmeyi amaçladığını gösterdi. Ancak bu stratejinin savaşın siyasi bir irade tarafından emir komuta zinciri içinde değil de askeri kapasitesinin elverdiği ölçüde yönetilmesini zorunlu hale getirdiği söylenebilir. Bu tarz bir direniş stratejisinin maliyet ödetmeye ve rejimi sürdürmeye odaklı olmakla birlikte savaşı kazanmaya yetmeyeceği açık.

DİRENİŞ STRATEJİSİ

Son birkaç gün içinde Amerika ve İsrail’in İran semalarında hava üstünlüğünü ele geçirmesi ve gerçekleştirdikleri yoğun operasyonlar, İran’ın İsrail ve bölge ülkelerini hedef alabilme kapasitesinin önemli ölçüde azaldığına işaret ediyor. İran’ın balistik füze saldırılarının azalmasını taktiksel bir tercih olarak yorumlamak pek mümkün görünmüyor zira savaşı emir komuta zinciri içerisinde yönetebildiklerine dair güçlü delil bulunmuyor. İran’ın ilk birkaç günde donanma, hava kuvvetleri ve balistik füzeleriyle bütün bölgeyi tehdit edebileceğini gösteren salvoları, ilerleyen günlerde büyük oranda ülkenin geniş coğrafyasına dağıtılmış balistik füze kapasitesinin kullanımına indirgenmiş göründü. Amerika ve İsrail’in İran hava sahasına hâkim hale gelmesi ve zaten sınırlı güçteki donanmasını da büyük ölçüde etkisiz hale getirmesi, rejimin balistik füze kapasitesini kullanmaya mahkûm olması sonucunu doğurdu.

Bütün bunlar Amerika’nın askeri gücünün........

© Yeni Şafak