Avrupa’nın yaptırımları Filistin’i özgürleştirmeye yetmez
Avrupa’nın yaptırımları Filistin’i özgürleştirmeye yetmez
Fransa, İspanya, İngiltere ve Kanada’nın da aralarında bulunduğu 12 ülkenin açıkladığı İsrail yerleşimlerine yönelik yaptırımlar, işgalin derinleşmesine somut maliyet üretme potansiyeli taşıyor. Bu kararlar, Avrupalı hükümetlerin uzun süredir sadece söylem düzeyinde dile getirdiği bir ilkenin de ilk kez hayata geçirilmesi anlamına geliyor. Yerleşimlerin genişletilmesine karşı çıkmanın İsrail’le ticari ilişkilerde de bir karşılığı olmalı mesajının pratiğe döküldüğünü görüyoruz. Ancak Avrupa’nın ilkeleriyle politikaları arasındaki mesafenin hala neden bu kadar fazla olduğunu sorgulamak gerekiyor. 12 ülkenin açıkladığı kısıtlamalar ‘iki devletli çözümü’ korumak adına açıklandı ancak yapılan aciliyet vurgusuyla bu adımın atılma takvimi arasında ciddi bir uyumsuzluk var. Bu tedbirlerin İsrail üzerinde baskı kurma açısından faydası olabilir ancak gerçekçi bir siyasi perspektifin olmaması yaptırım adımının istenen sonucu üretmesi konusunda fazla umut vermiyor.
FİLİSTİN DEVLETİNİN GERÇEKLİĞİ
Avrupa devletleri, Filistin devletini yerleşimlerin genişlemesi yüzünden tehlikeye giren bir ihtimal olarak görüyor ancak sorun gelecekteki bir tehlikenin çok ötesinde. Filistinliler uzun süredir toprak bütünlüğünün kuşa çevrildiği ve siyasi ve ekonomik hayatın dışarıdan kontrol edilerek İsrail’in insafına bırakıldığı bir gerçekliğin içinde yaşıyor. Devlet olma imkanının gerçek bir ihtimal olarak korunması, bir sonraki yerleşim inşaat projesinin caydırılmasından çok daha fazlasını gerektiriyor. Filistin’in milli egemenliğini giderek ulaşılmaz kılan koşulların değiştirilmesine ilişkin uygulanabilir ve gerçekçi bir strateji gerekiyor.
İsrail’in yerleşimlerinden ithalat yasağı ciddi biçimde uygulanırsa, yerleşim faaliyetlerinin ticari getirisini sınırlayabilir. Finansman ve........
