menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyasal Alevicilerin kültür savaşı

177 0
05.07.2026

İşin orasına geleceğim elbette de önce Peygamber Efendimiz(s.a.v)’in hayatından bir hatırlatma yaparak başlayayım.

Hicretin başlarında Müminler namaz kılarken kıble olarak Mescid-i Aksa’ya dönüyorlardı. Bu durum, Efendimiz(s.a.v)’in kendilerini sürekli hak dine, hidayete çağırdığı Medine Yahudileri arasında şöyle bir argümana dönüşmüştü: “Madem ki namazınızda siz de bizim gibi Mescid-i Aksa’ya dönüyorsunuz, elbette bizim dinimiz de hak din olmalıdır. Bu durumda Müslüman olmamıza ne gerek var?”

Kaynaklar, bu argümanın Peygamber Efendimiz(s.a.v)’i üzdüğünü, kıble yönünde değişiklik olduğuna dair bir emr-i ilahi beklediğini yazıyorlar. Meselenin safahatı uzun ama kısası şu: Emir geliyor ve Müminler kıblelerini Mescid-i Aksa’dan Kabe’ye, Beytullah’a döndürüyorlar. Bu değişikliğin ardından Medine Yahudileri bu kez de şöyle demeye başlıyorlar: “Kıblenizi yeniden Mescid-i Aksa’ya doğru çevirirseniz sizin dininize girme hususunu müzakere edebiliriz.”

Medine Yahudilerinin bu tutumu benim hep aklımda olmuştur. Küfründe sebat etmeye kararlı kafirin bahanesi de bitmez, argümanı da. O yüzden yaşadıkları hayatı Efendimiz(s.a.v)’in hayatına nispetle yaşamaya çalışan Müslümanlar açısından küfründe sebat etme kararlılığında olan kafire yaltaklanmak zilletlerin en ağırı, utançların en büyüğüdür. Müslüman eğilip bükülmez, topaç gibi fırfır dönmez. Hele kafirin karşısında inancından, değer sisteminden, vakarından bir adım olsun geri atmaz.

Bu, burada bir dursun.

Zihni son derece çalışkan bir arkadaşım “abi miri maldır”........

© Yeni Şafak