Ölümle aramıza giren şeyler
Ölüm insanlar için hayatın en sert gerçeği… Hele bu dünyanın ötesine dair bir inancınız, bir manevi dünyanız yoksa… Her yönüyle maddileşen bir dünyada maneviyatın eskisi kadar hayatın içinde olmadığı, belki de zihin çabukluğuyla sürekli gündemin dışında tutulduğu bir gerçek… Bugünün insanları ‘bütün zevkleri bıçak gibi kesen’ ölümü pek hatırda tutmak istemiyor. Çünkü bugünün hayatı zevkler üzerine kurulu, hazların peşinde koşuluyor sürekli.
‘Gassal’ dizisi, öncesindeki tanıtım kampanyasından başlayarak ‘ölüm’ü hayatın tam orta yerine çağırıverince bu ölüm unutkanlığı sisteminde büyük bir gedik açılmış oldu. Belki de bir TV dizisinde bu kadarı beklenmediğinden insanlar gafil avlandı ve milyonlarca insan hayatı ölüleri yıkamakla geçmiş, yalnız, hayatla bağ kuramayan, içinde yaşama heyecanı kalmamış, içine kapalı, neredeyse depresif bir gassalin hayatının içinde buluverdi kendini. Nefeslerini tüketmiş, teneşirde yıkanmayı bekleyen bedenlerle birlikte…
Dizi tuttuğu seyirciyi geri bırakmadı, dolayısıyla hiç kimse içine girdiği bu dünyadan çıkamadı ve sonuna kadar bu hikayeyi izledi, bir anlamda maruz kaldı. Yönetmeninden, senaristine, Ahmet Kural’dan bölüm sonlarında etkileyici........
© Yeni Şafak
