İnsana bak!
Kendimizden öteye geçmek, insanları tanımak, onları kendi gizleri içinde arayıp bulmak, derinliklerine dalmak, onlarla anlamın engin ülkesinde buluşmak, bilişmek, duygularda, inceliklerde, güzelliklerde, hüzünlerde rastlaşmak… Kendimizden başkasına dönüp bakmayarak, onların başkalıklarında hiç konaklamadan, anlamayı, tanımayı, öğrenmeyi hiç denemeden öylece geçip giderek insanlık boyutunda sonsuz çeşitlilikle tezahür ve tecelli eden ilahi sanata nazar-ı dikkatimizi kapatmış oluyoruz. Bu herhalde bir insan için yaşayabileceği en dramatik idrak yoksulluğu ve en acınası mana yoksunluğudur.
“Ben insanları sevemiyorum, bunu istiyorum ama nasıl yapacağımı bilemiyorum” diye dert yandı oturan. “Belki de kendinden başlamalısın!” dedi ayaktaki.
Bir insanın içine bakmak, derinliklerine akmak, içinin kırlarında yürüyüşlere çıkmak, dağlarını, tepelerini temaşa etmek, dalga olup kıyılarına vurmak, kuş olup maviliklerinde uçmak, gözyaşı olup gözlerinden süzülmek, ahı olup sesinde yankılanmak… Dost olmak, dost bulmaktır. Fehmi Gemuhluoğlu merhum, “Dost, gözüne........
