“Karşıma çıkan kimdir ve benim ona karşı mesuliyetim nedir?”
“Karşıma çıkan kimdir ve benim ona karşı mesuliyetim nedir?”
Ekranlar şiddetin, gıybetin, hiddetin sahnesi olarak yirmi dört saat yayın yapıyor. En korkunç olan en hızlı şekilde tüketiliyor. Olmakta olanın, bir daha olmaması için adli, siyasi, ekonomik değerlendirme ve analiz yapılmıyor, tedbirler üzerinde durulmuyor. Her şeyi bilen(!), her an ekranda “yaşayan” kafaların bunu yapması pek mümkün değil zaten. Böyle olunca, dostlar alışverişte görsün hesabı, şiddet haberleri şiddeti mayalayacak şekilde servis edilmeye devam ediyor.
Ne demek istediğimi dünü güne bağlayarak anlatmaya çalışayım. Olay 27 Temmuz 2026 günü akşam saatlerinde -haberde saatin kaç olduğu belirtilmiyor- gerçekleşiyor. Yolda yürüyen genç kızlara saldırganların önce sözlü tacizde bulunup ardından arabayla kaçırmaya kalkmaları üzerine yetmiş iki yaşındaki Nurettin Ersaçan saldırganları engellemeye çalışırken darp ediliyor. İfadesi şöyle: “Evimden çıktım, serserilerin iki genç kızı kaçırmaya çalıştığını gördüm, kızları ellerinden aldım. O sırada ayağım kayıp düşünce beni linç ettiler. Ben sadece insanlık görevimi yaptım, kendi kızım da olsa yine müdahale ederdim. Kanunun bu kişilere en ağır cezayı vermesini istiyorum.”
Şüpheliler yakalanıyor, ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakılıyorlar. Kamuoyu tepki gösterince güvenlik kamerası görüntüleri izleniyor ve saldırganlar ek tutuklama ile tekrar gözaltına alınıyor. Saldırganların daha önce de şiddet, darp, adam yaralama olarak dokuz defa tutuklandığı ortaya çıkıyor. Kamuoyu, aynı suçu defaatle işleyen saldırganlara kanunların neden caydırıcı cezalar vermediğini tartışıyor.
Adi suçlar kapsamında kanunların caydırıcı olmadığı konusunda toplumsal mutabakat var olduğu halde kanun bu mutabakata uygun olarak neden yeniden düzenlenmiyor?
Yetmiş iki yaşındaki Nurettin Ersaçan darp edilmeyi göze alarak saldırganların elinden kızları kurtarmaya çalışmasaydı, ne olacaktı?
Dünü güne bağlamak üzere bir sahne sunmak istiyorum. Sunacağım sahne Gündüz Vassaf’ın annesi Belkıs Halim Vassaf’ın yaşamını ve tanıklıklarını sözlü tarih çalışması olarak naklettiği Annem Belkıs kitabından.
Belkıs Hanım, son Kadıköy vapurunda Hakkı Tarık Us (1889-1956) ile karşılaşır ve onun şu sorusuna muhatap olur: “Sen bu saatte yalnız başına ne arıyorsun sokaklarda?” Belkıs Halim verdiği cevabı aktarmıyor.........
