Takımın fenomenleri sakatlanırsa…
Toplum olarak dengesiziz. Övgü ile sövgü arasında gidip geliniyor. En fazla da futbol camiamız… Öyle olmasa, ilk iki maçını öyle ya da böyle sebeplerle kaybedip, Dünya Kupası’nda havlu attıktan sonra çıkılan “gösteri maçında” gruptan lider çıkmayı garantileyen rahat Amerika’yı yenmeyi büyük bir başarı saymazdık. Havasından suyundan olsa gerek İtalyan Montella da
“Bin tane zafere denk maç oldu”
dedi.
Bu burada kalsın. Gelin Dünya Kupası’nın vitrinindeki isimlere bir bakalım.
Sahada hâlâ
Arjantin’i peşinden sürükleyen 39 yaşındaki Lionel Messi var. Portekiz’e karakter aşılamaya devam eden 41 yaşındaki Cristiano Ronaldo’nun
neler yapabileceğini izliyoruz.
Luka Modrić ve Edin Džeko da kırklara karışsalar da 30’larında nasılsa öyle oynuyorlar.
Yine Yeşil Burun Adaları’nın 40’lı yaşlarındaki kalecisi Vozinha olağanüstü çabasıyla takımını bir üst aşamaya taşıdı.
Dikkatinizi çekmiştir, yıllardır aynı isimleri konuşuyoruz. Peki arkalarından gelen kuşak nerede?
Bu sorunun cevabını futbolda aramak doğru değil fakat
futbolcular bize toplumun fotoğrafını gösteriyor.
Günümüzün genç sporcuları tarihin en iyi imkânlarına sahip. En modern tesislerde çalışıyorlar. En iyi........
