Aşinalık hakikat değildir
Aşinalık hakikat değildir
1968 yılında, televizyon daha evlerimize girmemişken, sosyal psikolog Robert B. Zajonc, “Attitudinal Effects of Mere Exposure” başlıklı çalışmasında bugün sosyal medya çağını anlamamız için oldukça kıymetli bir kavramı ortaya koydu: Mere Exposure Effect (Salt Maruz Kalma Etkisi) (Türkçe tercümesini pek beğenmedim ama…)
Kavramı en sade ifadeyle şöyle özetleyebiliriz: Bir şeye tekrar tekrar maruz kalmak, o şeyi bize daha tanıdık hale getirir; bu aşinalık da belirli şartlarda ona yönelik olumlu tutumu artırabilir.
Zajonc, bunu o dönemde daha çok reklamcılık üzerinden bir değerlendirme olarak ele almıştı.
1968 yılında sanal medya, algoritma yoktu.
Ama bugün sanal medya araçları ile Zajonc’un tarif ettiği güçlü bir tekrar mekanizmasının içinde yaşıyoruz.
Reklamcılık artık sadece ürün tanıtıp, ürün satmıyor. Önce eksiklik duygusunu üretiyor, sonra da sanal ihtiyacı dayatıyor.
Artık sanal medya özellikle algoritma ile yalnızca ne gördüğümüzü değil ne kadar çok ne sıklıkta gördüğümüzü de belirliyor.
Bir süre sonra o davranış artık size yabancı gelmemeye başlıyor. Sanki çok tanıdıkmış gibi…
İşte kritik eşik tam burada.
Aşinalık, normalleşmeye dönüşüyor. Gerçeklik algısı eğilip, bükülüyor.
Lynn Hasher, David Goldstein ve Thomas Toppino da bir çalışmalarında ‘’yanıltıcı gerçeklik etkisi’’ ifadesini ilk kez 1977 yılında kullandılar.
O zaman da sanal medyayı ve algoritmayı bilmiyorduk.
MESELE ARTIK SADECE ÜRÜN SATMAK DEĞİL
Sadece ürün de satın almıyoruz, bize artık davranış kalıpları da satılıyor.
Nasıl giyineceğimizi, nasıl eğleneceğimizi, nerede tatil yapacağımızı, bedenimizin nasıl görünmesi gerektiğini, evimizin nasıl döşeneceğini dahi tekrar tekrar gösteriliyor.
Sonra bir bakıyorsunuz birkaç yıl evvel aldığınız........
