menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriye’de din savaşı ve CHP

69 8
30.01.2026

Osmanlı’nın geri çekilmesinden sonra Suriye’yi Fransızlar işgal ettiler ve Nusayri azınlık üzerinden ülkeyi idare ettiler. 1946’da Fransızlar Suriye’den çekilirken Nusayriler başta güvenlik bürokrasisi olmak üzere devlet kadrolarında etkin hale gelmişlerdi. 1970 darbesi sonrasında Nusayri Hafız Esed ülkenin tek hakimi oldu. Esed hanedanlığı döneminde devletin hemen tüm üst düzey kadroları, bunun yanında ordu ve istihbarat Nusayrilerin elindeydi.

2011’de isyan edenlerin ortak kimliği Sünnilikti. İran, kendisine yakın gördüğü Nusayrileri desteklemek amacıyla hem Hizbullah militanları hem de kendi milisleriyle Suriye sahasına girdi. Rusya’yı da sahaya çeken İran oldu. Bu ittifak, 14 yıl boyunca Suriye’de acımasızca Sünni kanı akıttı. İran, çatışmaların bir Sünni-Şii çatışması olduğunu gizleme gereğini zaten hiç görmedi.

Türkiye, Suriye sahasındaki bu gerçekliği, içeriye yönelik olası etkilerinden dolayı telaffuz etmekten özenle kaçındı. Yine de Türkiye içindeki pozisyon belirlemeler, sahadaki bu din ve mezhep ayrışmasına göre şekillendi. Örneğin Türk solu bütün iç savaş boyunca Esed’in tarafındaydı; çünkü Türkiye’de solun dini yoktu ama mezhebi vardı. Örneğin Saadet Partisi, İran’la irtibatları nedeniyle başından itibaren Esed’in yanında durdu. Örneğin bir kısım Caferiler, Aleviler, Nusayriler de doğal olarak Esed’i desteklediler.

Türkiye’ye sığınmış Suriyelilere yönelik tepkilerin altında da büyük oranda bu dinî ve mezhebî tutumlar belirleyici oldu. Örneğin son dönemde İslam’ı “Araplaşmak” olarak nitelendirip ateist ya da Tengrici bir Türkçülük akımını yaymaya çalışanların İsrail’den beslendiklerini, dinî bir yapılanma olan Siyonizme hizmet ettiklerini şimdi daha net görebiliyoruz.

Bütün bu süreçte, ana muhalefet Partisi CHP’nin tutumu ne oldu?

Devlet sesini çıkarmasa da siyasette, Suriye’de........

© Yeni Şafak