Tencere dibin kara…
Zara’nın çocuklar için hazırladığı yeni ‘Cadılar Bayramı’ kostümü İsrail’i çok kızdırmış.
Nazilerin, toplama kamplarında Yahudilere giydirdiği kıyafeti anımsatan; mavi-beyaz dikey çizgili, kolları yamalı ve dikenli tel motifli eskitme çocuk kostümü, İsrailli gazeteci Dov Gil-Har’ın tepkisiyle bir anda uluslararası bir skandala dönüşmüş. Zara “yanlış anlaşılma” diyerek ürünü geri çekmiş.
İş, ilişki ve iletişim açısından meseleyi iki yönlü ele almak mümkün.
Birincisi: İletişim ve ilişki yönetiminde hiçbir etnik aidiyet, cinsiyet, inanç odaklı, rencide edici yaklaşım kullanılamaz. Yahudilerin en hassas oldukları Nazi Almanya’sı zulmünü çağrıştıracak bir simgenin ticari amaçla kullanılması hiçbir kalıba sığdırılamaz. Yoksa kendi krizinizi yaratırsınız. Belki de Zara pazarlama iletişimi adına bunu kasten yapıyordur; dikkat çekmek ve tahrik etmek için…
2014’te yine toplama kampı çağrışımı yapan, sol göğsünde sarı altı köşeli yıldız bulunan çizgili tişörtte ve 2007’de çıkarttığı gamalı haçlı çantada yaptığı gibi.
İkincisi: İsrail’in tutumu…
17. yüzyılda yaşamış, İngiliz şair ve Anglikan Kilisesi rahibi George Herbert’e ait olduğu bilinen ünlü bir söz vardır: “Evi camdan olan başkasına taş atmamalı”
Gazze’de on binlerce insanı, çocuk kadın demeden vahşice katleden İsrail’in, Nazilerden de berbat bir soykırımcı durumuna düştüğünü göz ardı ederek Zara’nın reklamını yaparcasına sürekli boykot çağrısında bulunması hangi iletişim kuramına girer bilemedik doğrusu…
İsrail küresel markalara ayar vermekten hiç çekinmiyor. Kendi soykırım travmasının ve ‘vadedilmiş topraklar’ stratejisinin koruyucusu olmaya zorlamaktan çekinmiyor. Tasarım masasında ‘nostaljik veya marjinal bir konsept’ olarak isimlendirilebilecek her ayrıntı, onların cephesinde ‘kolektif bilince yapılmış bir saldırı ve soykırım hafızasının sulandırılması’ olarak kodlanabilmekte.
İsrail benzer bir kavgayı küresel dondurma........
