Tarih bize ne söyleyecek?
Bir dönemin sonuna geldiğimizde geriye dönüp bakmak kolaydır.
Taşlar yerine oturmuştur. Kim kazanmış, kim kaybetmiş daha net görünür.
Bugün ise henüz o noktada değiliz. Ortadoğu'da taşlar hâlâ yer değiştiriyor.
Mekke'de yeni bir güvenlik anlayışı ortaya çıkıyor.
Suriye yeniden merkezileşiyor.
SDG'nin bağımsız askerî yapısı sona eriyor.
ABD'nin bölgedeki eski hesapları değişiyor.
Türkiye'nin bölgesel ağırlığı yeniden şekilleniyor.
Bunların her biri kendi başına önemli.
Fakat asıl mesele, bu gelişmelerin sonunda nasıl bir Ortadoğu ortaya çıkacağıdır.
Çünkü yeni bir düzen kurulurken sadece güç dengeleri değişmez.
Devletlerin birbirleriyle kurduğu ilişkiler de değişir.
Bugüne kadar Ortadoğu'da güvenlik çoğu zaman bir ülkenin kazancının diğerinin kaybı üzerinden kuruldu.
Bir ülkenin güçlenmesi başka bir ülkeyi endişelendirdi.
Bir devlet zayıfladığında başka güçler ortaya çıktı.
Boşluklar silahlı yapılar tarafından dolduruldu.
Sonra o yapıları ortadan kaldırmak için yeni savaşlar başladı.
Suriye'nin hikâyesi bunun en ağır örneklerinden biridir.
İşte Türkiye'nin önündeki tarihî tercih burada ortaya çıkıyor.
Türkiye isterse bütün bu gelişmeleri yalnızca kendi güvenliği açısından okuyabilir: Sınırlarını korur. Tehditleri uzaklaştırır. Müttefiklerini........
