Köylerimiz…
Bir ülkenin kalkınmış veya fakir olup olmadığını şehir merkezlerinden çıkıp köylere uzanmadığınız takdirde değerlendiremezsiniz… Hatırlıyorum da bu kanaati Karabük'te akrabalarımızın yaşadığı köye ve çevresindeki mezralara gittiğimde edinmiştim.
Yurt dışına yaptığımız gezilerde kamp alanlarının çevresinde köyler olurdu. Oryantiring, Hike gibi yön bulma ve yürüyüş gibi etkinlikleri bu köylerin etrafında yapılırdı. Bu köylerde misafir olduğumuzda bizim köyler ile kıyaslar, içimiz burkulur, neden bizim köylerimiz böyle değil diye hayıflanırdık.
Bu bayram tatilinde de son gün yaptığımız ziyaretlerden birisi köylere uzandı. Geçtiğimiz yerlerde yine aklıma yurt dışında gezdiğimiz yerler ve gördüğümüz köyler geldi. İster istemez bir kıyaslama yapıyorsunuz. Bizim köyler yerinde saymaya ve ilkel koşullara göğüs germeye devam ederken; elin köylerinde ısınmak için soba yerine elektrik enerjisinden doğal gaz kullanımına geçtiklerini anımsadım.
Bizim binalar, uzun vadede oturulmayacağı mazereti ile çamurla sıvanmaya devam ederken; adamların evlerinin de, hayvan barınaklarının da modernliği bizi şaşırtmıştı. Kampın yakınındaki çiftliklerden birinin önünden geçerken; hemen tarlanın girişine konmuş tezgâhlara dizilmiş ürünlerin alıcı tarafından tartılıp, bedelinin kumbaraya atılmak sureti ile satıldığını, tezgâhların başında kimsenin olmadığını görmüştük. Herkes sebze veya meyvesini alıp, tartıyor parasını da kutuya atıyordu.
Antalya civarında bahçelerinde kasalama yapanlardan parası ile portakal........
