Bu çocuklara neler oluyor?
Eskiden çocuk öğretmene teslim edilirken, "Eti senin, kemiği benim" derlerdi. Eğitimin amacı edinilmiş yanlış davranışları değiştirmek, kötü alışkanlıklar edinmelerinin önüne geçmek, bu amaçla öğrenim ailesine katılmış olan bireyi 24 saat gözlemleyerek Türk milli eğitimin temel ilkeleri doğrultusunda yetiştirmekti.
Bütün programlar buna göre düzenlenir, okul ve aile işbirliği sağlanır, sıkıntılar birlikte aşılırdı. Öğrenciler asla sınıflandırılmaz, ayrım yapılmaz, yanlış davranışlarının düzeltilmesine, kötü alışkanlıklarından vaz geçmeleri için aşama ve ödül sistemleri devrede olurdu. Öğrencinin sınıf tekrarı yapması veya bilgi yetersizliği olsa da sınıf atlamasına öğretmenler kurulu karar verirdi. Bir de disiplin kurulu vardı. Bu bir ceza kurulu değildi. Aksine, yanlış davranışlar sergileyenlerin takip edilmesi ve çözüm için kontrol sağlanması için bir mekanizma idi.
Okulun sosyal faaliyetleri önemli idi. Bu öğrencilerin topluma kendilerini kabul ettirmeleri için bir fırsatlar dizgesi idi. Mesela ilkokul ve ortaokullarda uygulanan Kızılay, kitaplık, gezi ve müze kolu gibi kollar, sınıf başkanlığı çalışkan öğrencilere ödül olarak verilen makamlardı.
Ceza vardı. Çalışmayan veya okul kurallarına aykırı hareket edenlerin öyle kulağı falan çekilmezdi. Fazladan ödev ile cezalandırılır, geziye götürülmez veya yaz aylarındaki okul kamplarına, okul takımına seçilemezdi. Bayram törenlerinde bandoya........
