menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sömürüye karşı, işsizliğe ve açlığa karşı çözümümüz var

13 5
31.01.2026

Küresel sistemin bugün geldiği noktada devletlerin önüne konulan tercih son derece nettir: Teslimiyet ya da bağımsızlık. Kurumların işlevsizleştiği, hukukun yerini gücün aldığı, güvenliğin dahi bedel karşılığı sunulduğu bir dünya söz konusu. Her ülke ya bu düzenin edilgen bir parçası olacak ya da kendi iktisadî ve siyasal yolunu inşa etme cesaretini gösterecektir.

Bu soruyla yüzleşen ülkeler için asıl mesele şudur: Emperyal düzene karşı gerçek bir çıkış mümkün müdür? Türkiye'nin tarihî hafızası bu soruya güçlü bir cevap vermektedir. Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde verilen Millî Mücadele, yalnızca askeri bir zafer değil; aynı zamanda ezilen milletlere "bu düzen değiştirilebilir" mesajı veren tarihsel bir kırılma noktasıdır. O gün İngiltere başta olmak üzere dönemin emperyal güçleri karşısında ayağa kalkan irade, sömürü düzeninin kader olmadığını tüm dünyaya göstermiştir.

Ancak Atatürk'ün en önemli vurgularından biri, mücadelenin yalnızca cephede kazanılamayacağı gerçeğidir. "Askerî zaferler, iktisadî zaferlerle taçlandırılmazsa kalıcı olmaz" tespiti, bugün dahi geçerliliğini koruyan bir devlet aklıdır. İşte bu bakış açısı, İzmir İktisat Kongresi'nde şekillenen Misak-ı İktisadî anlayışının temelini oluşturmuştur.

Bugün savaşın biçimi değişmiştir. Cepheler yerini piyasalara, silahlar yerini paraya, işgaller yerini borç ve tedarik zincirlerine........

© Yeni Mesaj