menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İngiltere-İsrail hattındaki kriz ve yaptırım kararları

12 0
10.09.2026

İngiltere ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkiler, Londra'nın işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan yasa dışı İsrail yerleşimlerinde üretilen mallara yönelik ticaret ambargosu uygulamasıyla tarihinin en derin krizlerinden birine sürüklendi. 

İngiltere Başbakanı Andy Burnham liderliğindeki İngiliz hükümetinin bu adımı; Fransa, Kanada, İspanya ve İrlanda'nın da aralarında bulunduğu 12 ülkelik bir koalisyonla eş zamanlı olarak hayata geçirildi. 

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband'ın parlamentoda yaptığı konuşmada, yerleşimci şiddetini "etnik temizlik" olarak nitelendirmesi ve İsrail hükümetini bu duruma göz yummakla suçlaması, diplomatik hatların tamamen kopmasına yol açtı. 

İsrail kanadı ise bu yaptırımlara misilleme olarak Doğu Kudüs'teki İngiltere Konsolosluğu'nu kapatma kararı aldığını, İngiliz diplomatları sınır dışı edeceğini ve İngiltere'nin Batı Şeria'daki eğitim faaliyetlerini askıya alacağını duyurdu. 

Birleşik Krallık'ın yıllardır sürdürdüğü pasif diplomasi anlayışından sıyrılarak İsrail'e karşı somut yaptırımları devreye sokması, sadece Orta Doğu'daki dengeleri değil, küresel siyasetin fay hatlarını da etkiliyor.

İç siyaset baskısı ve tabandan yükselen insan hakları talebi

İngiltere'nin İsrail'e karşı aldığı sert tedbirlerin ve söylem değişikliğinin arkasındaki en birincil dinamik, iç politikadaki kitlesel baskılar ve kamuoyu vicdanında oluşan derin yaradır.

İngiltere'de ve genel olarak Avrupa toplumlarında, Gazze'de yaşanan insani trajedi ile Batı Şeria'daki işgal politikalarına karşı giderek büyüyen devasa bir toplumsal tepki mevcuttur. 

İngiltere Başbakanı Andy Burnham'ın "durup bekleyemezdim" diyerek özetlediği tutum, İngiltere'de iktidarda kalmak isteyen herhangi bir hükümetin halkın........

© Yeni Mesaj