Hürmüz’de kilitlenen dünya ekonomisi
Jeopolitik krizlerin küresel sistemi nasıl bir varoluş mücadelesine sürüklediği, bugün Orta Doğu'da yaşanan sıcak gelişmelerle bir kez daha kanıtlanıyor.
İran'ın elindeki en büyük kozlar olan Hürmüz Boğazı ve Babülmendep, artık sadece bölgesel birer geçiş noktası değil; küresel ekonominin şah damarı konumunda.
Yaşanan ağır saldırıların ardından adeta bir "varlık-yokluk" savaşı veren Tahran yönetimi, normal şartlarda masaya sürmeyeceği bu stratejik kozları devreye sokuyor.
Bu hamlenin dünyaya verdiği mesaj ise oldukça net ve sarsıcı: "Beni yakarsanız, bütün dünya bunun zararını görür."
Küresel piyasalar, ABD-İsrail ikilisinin kendi menfaatleri doğrultusunda hukuksuzca başlattıkları bu gerilimin oluşturduğu büyük bir daralma tehlikesiyle karşı karşıya.
Nükleerde "caydırıcılık" eşitliği neden şart?
Orta Doğu'da istikrarın bir türlü sağlanamamasının kökeninde, asimetrik bir askeri güç dengesi yatıyor.
ABD Başkanı Trump'ın da bizzat itiraf ettiği gibi; bir ülkenin nükleer güce sahip olması, küresel aktörlerin ona saldırma cesaretini doğrudan kırıyor.
Bugün Kuzey Kore veya Hindistan gibi ülkelere doğrudan askeri müdahale yapılamazken, nükleer gücü bulunmayan İran'ın açık hedef haline gelmesi bunun en somut........
