ABD’nin İran’a saldırılarının gölgesinde İsrail’in korunma stratejisi
ABD'nin İran'a yönelik saldırı dalgaları her gün devam ederken, Ortadoğu'daki çatışmalar yeni ve tehlikeli bir boyuta evrildi.
ABD güçlerinin doğrudan İran'ın enerji tesisleri, köprüleri ve sınır kapıları gibi sivil altyapı unsurlarını hedef alması, çatışmaları uluslararası hukuk ilkelerinden tamamen uzaklaştırdı.
Örneğin, Şelemçe Sınır Kapısı'ndaki yolcu terminaline düzenlenen ve sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan son saldırılar, savaşın insani boyutunu derinleştirirken perde arkasındaki temel stratejik hedefleri de gün yüzüne çıkarıyor.
Görünürde ABD'nin tek başına yürüttüğü bu savaş sürecinin arka planında, İsrail'in güvenliği ve bölgesel çıkarları yatıyor.
Zaman kazanma diplomasisi ve İsrail'i denklem dışında tutma stratejisi
İlk aşamada 28 Şubat'ta başlayan ve 40 gün süren savaş boyunca İsrail, savunma altyapısında ağır tahribat yaşadı.
"Geçilmez" denilen Demir Kubbe sistemlerinin oldukça yetersiz kalması, Tel Aviv başta olmak üzere İsrail'in şehirlerinin ve kritik askeri merkezlerin İran'ın balistik füzeleriyle doğrudan vurulması, İsrail'i ciddi bir sıkışmışlığa sürükledi.
Bu tablonun derinleşmesini engellemek amacıyla yürütülen 14 maddelik mutabakat müzakereleri ve Trump'ın Farsça metne imza atması, özünde savaşı bitirmeyi değil, kendisine ve İsrail'e zaman kazandırmayı hedefleyen taktiksel bir hamle........
