ABD, İran’la kara savaşı yapabilir mi?
ABD-İsrail ikilisinin uluslararası hukuku yok sayarak başlattığı savaş devam ederken, şu sıralar ABD'nin İran'a kara harekatına hazırlandığı ifade ediliyor.
Axios'a konuşan 2 ABD'li yetkili ve konuya yakın kaynaklara göre, askeri planlar arasında kara harekatı ve büyük bir bombardıman harekatı yer alıyor.
Bazı ABD'li yetkililer, bu güç gösterisinin barış görüşmelerinde daha fazla koz yaratacağını ve Trump'ın zafer ilan etmesini(!) sağlayarak ABD'nin savaştan çıkmasına yarayacağını öne sürüyor.
Anlaşılan, yanlış hesapla başlayan savaş, yanlış hesapla devam ediyor.
ABD bu kafayla devam ederse, tarihinde hiç görmediği bir mağlubiyet yaşayacak. Ve Trump da bu ağır mağlubiyetin baş mimarı olacak.
Axios'un iddialarına göre, Pentagon'un "final darbesi" için 4 seçeneğin üstünde durduğu ifade ediliyor.
Birincisi, İran'ın ana petrol ihracat merkezi olan Hark Adası'nın işgali ya da ablukaya alınması.
İkincisi, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü sağlayan ve üzerinde stratejik sığınaklar ile radar sistemleri barındıran Larak Adası'nın ele geçirilmesi.
Üçüncüsü, Birleşik Arap Emirlikleri'nin de hak iddia ettiği Ebu Musa ve beraberindeki iki küçük adanın zapt edilmesi ve boğazın doğu tarafında petrol ihraç eden gemilere el konulması.
Dördüncüsü ise, nükleer tesislerde bulunan yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumu güvence altına almak için İran'ın iç kesimlerine yönelik riskli kara operasyonları veya bu malzemeye erişimi kalıcı olarak engellemek için tesislere büyük ölçekli hava saldırıları düzenlenmesi.
ABD'nin bu hedeflere ulaşabilmek için göndereceği iddia edilen asker sayısı ne kadar? 3 bin, bilemedin 5 bin asker! Bu ABD askerleri bırakın İran'ın herhangi bir adasını ele geçirmeyi, daha havadan inmeden ya da denizden karaya çıkmadan İran tarafından keklik gibi avlanırlar.
2003 yılında Irak işgalini hatırlayalım. ABD 170 bin asker, bir o kadar da özel güvenlik gücü ile işgali yapmaya çalıştı ve oldukça zorlandı. Irak'ta yaşadığı travma sonrası direkt işgal yönteminden vazgeçip Arap Baharı gibi yöntemlere dönmek zorunda kaldı. İran ise, Irak ile mukayese edilemeyecek kadar daha güçlü bir askeri kapasiteye sahip. Kendi askeri teknolojisini geliştirdiği gibi, milyonlarca İranlı ülkesini savunmak için canını ortaya koymaya hazır.
Böyle bir İran'a karşı ABD bırakın 3-5 bin askeri, 300 bin 500 bin asker gönderse yine kara savaşında başarılı olması mümkün değil.
Üstelik ABD, kara harekatı konusunda kendi senatörlerini ve kendi halkını bile ikna edebilmiş değil. ABD halkının çoğunluğu "İran'la savaşa hayır" diyor. Trump yönetimine savaş desteği, yapılan güncel anketlerde yüzde 37'ler seviyesinde kalıyor. Halkın yüzde 74'ü İran'a kara birlikleri gönderilmesine karşı çıkıyor.
Geçtiğimiz gün ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesi üyelerini Ortadoğu'ya gönderilen birliklere ilişkin bilgilendirdi. Ancak ABD Basınının iddiasına göre, toplantıdaki gerilim tartışmaya dönüştü. Temsilciler Meclisi üyeleri Pentagon yetkililerine tepki göstererek saldırılara karşı olduklarını belirtti. Trump'ın partisinden olan Cumhuriyetçi Nancy Mace, toplantı sonrası sosyal medyadan yaptığı açıklamada "İran'a kara birliklerinin girmesini hiçbir zaman desteklemeyeceğim hele bu toplantıdan sonra hiç" diye yazdı.
Öte yandan İran, ABD'nin muhtemel bir kara harekatına karşı hazırlıkları hızlandırdı. İran, ABD'nin tek başına bir kara harekatı yapamayacağını ve bölge ülkelerinden bazılarını işin içine sokabileceğini öngörüyor.
İran Meclis Başkanı Galibaf, istihbarat raporlarının ABD'nin bir İran adasını işgale hazırlandığını gösterdiğini söyledi. "Düşmanın tüm faaliyetlerini gözetliyoruz. İran düşmanları bir bölge ülkesi ile İran adalarından birini işgale hazırlanıyor" iddiasında bulunan Galibaf, "Bu yönde bir adım atılırsa söz konusu ülkenin bütün altyapısı hiçbir sınır olmadan hedef alınacaktır" uyarısında bulundu.
Galibaf'ın bu açıklamasından sonra, bu bölge ülkesinin hangi ülke ya da ülkeler olabileceği merak konusu olmuştu. İran'dan daha sonra yapılan bir açıklama bu konudaki şüphelenen ülkeleri ortaya koydu.
İran'dan yayın yapan Hemşehri haber sitesi, ismi açıklanmayan İranlı bir yetkilinin konuya ilişkin değerlendirmelerini aktardı. Açıklamada, "Düşmanca bir adım atılması halinde Kuveyt-Suudi Arabistan ortak petrol bölgesi, Vefre ve Burgan petrol sahaları, El-Zor ve Şuaybe enerji santralleri ile diğer stratejik altyapılar misilleme hedefleri listesinde yer alıyor" ifadeleri kullanıldı.
Eğer İran'ın istihbarat bilgileri doğruysa ve ABD bazı bölge ülkelerini kara savaşına çekmeye çalışıyorsa, o zaman savaşı bölgesel bir boyuta taşımayı düşünüyordur diyebiliriz. Nasıl, Kore Savaşı'nda bir vekalet savaşı yürüttüyse, nasıl Ukrayna üzerinden Rusya ile bilek güreşi yapıyorsa, nasıl Tayvan ile Çin'i mücadele ettiriyorsa, benzer bir şekilde Suudi Arabistan ya da başka bir bölge ülkesi üzerinden İran'la bir savaş planını devreye koymaya çalışıyordur.
Diyeceksiniz ki, hiçbir bölge ülkesi İran ile mücadelede başarılı olamaz; deriz ki, zaten ABD'nin maksadı birisinin başarılı olması değil, yıpratmak, oyalamak, baskılamak. Ukrayna'da böyle yapmıyor mu?
ABD'nin tuzağına düşmek üzere olan bölge ülkeleri şunu iyi bilmelidir; ABD kullanır kullanır, kullandığının posasını çıkartır, atar.
ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Henry Kissenger'ın şu sözünü hiç unutmayalım: "ABD'nin düşmanı olmak tehlikeli ama ABD'nin dostu olmak ölümcüldür."
Bölge ülkeleri, ABD'nin vekil gücü olmak suretiyle intihar etmeyi tercih etmemelidir.
