menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sonsuza dek sandığımız taş

28 0
previous day

Bu sonbahar dünya ekonomisinin kıyısında tuhaf bir pazarlık sürüyor. Yetmiş yılı aşkın süredir dünyaya "Elmas sonsuza dektir" (A Diamond is Forever) diyen şirket De Beers, satılık. Sahibi Anglo American, şirketteki yüzde 85'lik payı için yaklaşık 1 milyar dolarlık bir teklifi masada tutuyor. Son iki yılda şirket 5 milyar doları aşkın bir tutar değer kaybetti. 2026'nın ilk yarısında şirket 113 milyon dolar zarar açıkladı. Bir asır boyunca dünya elmas ticaretini avucunda tutan kartel, gözümüzün önünde eriyor.

Demek ki sonsuz olan taş değilmiş. Belki de hiçbir zaman taş değildi. Bunu anlamak için önce taşın kendisine bakmamız gerekiyor.

Elmas, karbondur. Sobada yanan kömürle, kurşun kalemin ucundaki grafitle aynı elementtir. Aralarındaki tek fark atomların dizilişidir. Grafitte karbon atomları katmanlar hâlinde dizilir ve bu katmanlar birbirinin üzerinden kayar. Kalem bu yüzden kâğıda iz bırakır. Elmasta ise her atom dört komşusuna sımsıkı kenetlenir. Ortaya bilinen en sert doğal malzeme çıkar.

Elmasın gerçek değeri tam da bu sertlikte yatar. Kayayı delen matkap ucunda, mermeri kesen testerede, metali işleyen taşlama diskinde çalışır. Madenden çıkan elmasların büyük kısmı zaten mücevher kalitesinde değildir. Daha çarpıcısı şu: ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu'nun 2026 raporuna göre, dünyadaki sanayi elmasının yüzde 99'undan fazlası artık fabrikada sentetik olarak üretiliyor. Yani elmasın insanlığa gerçekten hizmet ettiği alan, madenden çıkan taşa neredeyse hiç muhtaç değil.

Peki o zaman parmaklardaki taşın fiyatını belirleyen ne?

On dokuzuncu yüzyılın sonunda Güney Afrika'da bulunan dev yataklar elması bir nadirlikten bolluğa dönüştürme tehlikesi taşıyordu. Cecil Rhodes'un kurduğu De Beers, madenleri tek çatı altında topladı ve arzı kontrol etmeye başladı. Taşlar piyasaya damla damla bırakıldı, fazlası kasalarda bekletildi. Elmasın nadirliği doğanın değil, bir şirketin kararıydı.

Ama 1930'larda Büyük Buhran geldi ve talep çöktü. Bir kartel arzı kısabilir, ama insanlara bir şeyi istetemez. İstetemez mi? Keşke öyle olsaydı.

1938: Aşkın satın alındığı yıl

1938'de De Beers, Philadelphia'daki N. W. Ayer reklam ajansının kapısını çaldı. İstek sıra dışıydı: Belirli bir ürünü değil, talebin kendisini üretmek. O yıllarda elmas nişan yüzüğü bir zorunluluk değildi. Çiftlerin bir kısmı başka taşlar kullanıyor, bir kısmı aile yadigârı yüzükleri........

© Yeni Mesaj