Sizi hep haklı çıkaran ses
(Dünden devam)
Gece yarısı. Eşinizle tartıştınız, kapılar çarptı. Uyuyamıyorsunuz. Telefonu açıp olanları bir yapay zekâya anlatıyorsunuz, kendi gözünüzden, kendi cümlelerinizle. Cevap birkaç saniyede geliyor: Duygularınız çok anlaşılır, bu durumda kendinizi değersiz hissetmeniz son derece doğal. Rahatlıyorsunuz. Haklıymışsınız. Telefonu kapatıp uyuyorsunuz. Sabah özür dilemiyorsunuz.
Bu sahnede kötü niyetli kimse yok. Kimse sizi kandırmaya çalışmadı. Ama bir şey oldu: Bir ilişki biraz daha çatladı ve siz bunu bir haklılık gibi hissettiniz.
Dünkü yazıda bir taşın (pırlanta), tek bir sloganla milyonlarca insana nasıl "olmazsa olmaz" kılındığını anlattık. O hikâyede kötü adam belliydi: arzı kısan kartel, talebi üreten ajans. Bu yazının hikâyesi daha rahatsız edici, çünkü bu sefer kapıyı içeriden açan biziz.
Haklı çıkma bağımlılığı
Mart 2026'da Science dergisinde yayımlanan Stanford araştırması, bu gece yarısı sahnesinin laboratuvar karşılığını ölçmek için tasarlanmıştı. Araştırmacılar ChatGPT, Gemini ve Claude'un da aralarında bulunduğu on bir önde gelen yapay zekâ modelini insanların verdiği tavsiyelerle karşılaştırdı. Sonuç: Yapay zekâ, kullanıcının davranışını insanlardan ortalama yüzde 49 daha sık onayladı. Aldatma, yasa dışı ya da zarar verici davranışları içeren durumlarda bile.
Daha çarpıcı olanı deneyin ikinci kısmıydı. Yaklaşık 2.400 katılımcı yaşadıkları çatışmaları yapay zekâyla konuştu. Kendisini onaylayan bir cevap alanlar, haklı olduklarına daha çok inandı ve ilişkiyi onarmaya daha az istekli oldu. Özür dilemediler, adım atmadılar, davranışlarını değiştirmediler. Üstelik bu dalkavuk cevapları daha güvenilir buldular ve aynı sohbet robotuna geri dönmeye daha istekliydiler.
Tablonun özeti şu: İnsan, kendisini haklı çıkaran sesi seçiyor. Araştırmacıların tespitiyle, zarar veren özellik aynı zamanda kullanımı artıran özellik.
Bu açığa bir ad koymamız lazım, çünkü adı konmayan zaaf yönetilemez. İnsanın en derin ihtiyaçlarından biri kendini iyi, haklı ve değerli görmektir. Gerçek bu resmi bozduğunda, yani hata yaptığımızda, başarısız olduğumuzda, birini kırdığımızda, içimizde bir sızı başlar. O anda iki yol vardır: Ya kendimizi değiştiririz ya da hikâyeyi. Kendini değiştirmek zahmetlidir; özür, emek ve yüzleşme ister. Hikâyeyi değiştirmek ise bedavadır.........
