menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Maddeyi anlamak-2: Boşluk gerçekten boş mudur?

25 0
13.10.2026

Yıl 1805. Londra'nın Blandford Sokağı'nda, George Riebau adında bir kitapçının dükkânı. Tezgâhın arkasında on dört yaşında bir çırak var: Michael Faraday.

Ailesi yoksul, babası hasta bir demirci. Okula ancak okuma yazma ile biraz hesap öğrenecek kadar gidebilmiş. Ama çocuğun elinden her gün yeni kitaplar geçiyor, çünkü işi kitap ciltlemek. Ve Faraday ciltlediği kitapları okuyor. Bir ansiklopedinin elektrik maddesi, kadınlar için yazılmış bir kimya kitabı... Geceleri dükkânın arkasında, eline geçen kavanozlarla, tellerle küçük deneyler yapıyor.

Yirmi bir yaşına geldiğinde birisi ona Kraliyet Enstitüsü'nde, dönemin en ünlü kimyageri Humphry Davy'nin konferanslarına bilet hediye ediyor. Faraday her konferansı satır satır not alıyor, notları temize çekiyor, ciltliyor ve Davy'ye gönderiyor. Davy etkileniyor. Birkaç ay sonra laboratuvarında bir boşluk açılınca genç ciltçiyi yanına alıyor. Fizik tarihinin en büyük deneycisi böyle doğdu.

Newton'un rahatsızlığı

Faraday'ın neden önemli olduğunu anlamak için, onun karşısındaki dünya görüşünü bilmemiz gerekiyor.

Görelilik dizisinde hatırlarsınız: Newton, Güneş'in Dünya'yı nasıl çektiğini hesaplayabiliyordu ama bu çekimin boşluğun içinden nasıl ulaştığını açıklayamıyordu. Kendisi bile bundan rahatsızdı. Bir mektubunda, bir cismin aracısız olarak boşluğun içinden başka bir cisme etki etmesini aklı başında hiçbir insanın kabul edemeyeceği bir saçmalık diye nitelemişti.

Ama hesaplar tutuyordu. Ve yüz yıl boyunca fizikçiler bu rahatsızlığı halının altına süpürdü. Elektrik ve manyetizma için de aynı modeli kullandılar: iki yüklü cisim birbirini uzaktan çeker ya da iter; aradaki boşlukta hiçbir şey olmaz, sadece bir sayı hesaplanır. Faraday bu cevabı kabul etmedi. 

1820'de Danimarkalı fizikçi Orsted tesadüfen bir şey fark etti: elektrik akımı taşıyan bir telin yanına pusula konduğunda iğne sapıyordu. Elektrik ile manyetizma arasında bir bağ vardı. Haber Avrupa'yı dolaştı ve Faraday'ın hayatının işi başladı.

Faraday bir kâğıdın altına mıknatıs koyup üstüne demir tozu serpti ve kâğıda hafifçe vurdu. Tozlar rastgele dağılmadı. Mıknatısın bir ucundan çıkıp öbür ucuna kıvrılan, zarif çizgiler hâlinde dizildi.

Bu deneyi belki okul yıllarınızda siz de yaptınız. Ama Faraday o çizgilere........

© Yeni Mesaj