Kayaya yapışanlar: Türkiye omurgasızları için bir saha rehberi
Beş yüz otuz milyon yıl önce, Kambriyen denizlerinde parmak boyunda bir canlı tarihin en cesur işlerinden birine girişti: dik durmaya karar verdi. Sırtına ince, esnek ama kırılmaz bir çubuk yerleştirdi. Akıntıya karşı yüzdü, yön seçti, içindeki siniri o çubukla korudu. Sonraki yarım milyar yıl boyunca bu çubuk kıkırdağa, kıkırdak kemiğe dönüştü. Canlı karaya çıktı, yerçekimine kafa tuttu ve sonunda iki ayağı üzerinde doğrulup ufka baktı. Canlılardan omurgalılar sınıfı doğmuştu. Sonraki milyonlarca yılda doğa bu çubuğu sağlamlaştırdı. Omurlar birbirine kilitlenen çıkıntılar geliştirdi. Boyun, göğüs ve bel diye bölgelere ayrıldı. Memelilerde belin kaburgaları kayboldu, araya diyafram yerleşti. Düz bir yay gibi uzanan omurga dikey bir sütuna, S biçimli bir mucizeye dönüştü. Bedeli ağırdı: bel ağrısı, fıtık, yorgun bir sırt. Ama insan, karşılığında ufku görüyordu.
Evet, milyonlarca yıl sürmüştü, bir bedeli vardı ama artık dik durabiliyordu.
Ama bu ailenin bir de yüz karası var. Bilim dünyası ona Ascidiacea der, Türkçede deniz fışkırtanı ya da tulumlu diye bilinir. Omurgalıların yaşayan en yakın akrabası olur, yani bize sanıldığından çok daha yakındır. Larvası tıpkı atalarımız gibi bir notokord, bir sinir kordonu ve ilkel bir beyin keseciğiyle denizde yüzer, yön arar. Ta ki uygun bir kaya bulana kadar. Kayayı bulduğu an başını oraya yapıştırır ve ömrünün sonuna kadar kımıldamaz. Ardından kuyruğunu, omurgasını ve sinir sisteminin büyük kısmını eritip kendi bedenine geri emer. Geriye içi su dolu bir tulum kalır. Yön yoktur, karar yoktur. Önünden ne akarsa ağzını açar, süzer, yer.
Sanırım Türkiye, bu türlerin gözlemlenmesi açısından oldukça zengin bir saha sunuyor. Doğa belgeseli çekmek isteyen yabancı ekiplerin Galapagos'a gitmesine gerek yok. Biraz dikkatli bakarlarsa kayalarımızda da incelemeye değer örnekler bulabilirler.
Siyasetin Tulumluları
Ascidia kürsüs — vekil. Kürsüde aslan, oylamada parmaktır. Seçmenine değil, listeyi yapan kaleme hizmet eder.
Ascidia transferus — rozet değiştiren. Dün küfrettiği........
