Tek kelime, Irmak Öğretmen öldü!
Haber bültenleri o bildik, ruhsuz ve mekanik dille son dakikayı geçti: "Öğretmene mobbing uyguladığı iddia edilen müdür görevden alındı."
Ve bitti. Perde kapandı. The End.
Siz öyle sanın. Bir kalemi kırıp, bir koltuğu boşaltıp, bir ismi tabeladan kazıyınca o dosyanın kapandığını sanan o kibirli bürokrasiye, o liyakatsiz çarkın dişlilerine avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum: Olay bitmedi, asıl trajedi şimdi başlıyor!
Çünkü gencecik, 25 yaşında idealist bir fidan, Irmak Ayşe Koparan, artık yok. Sizin o kağıt üzerindeki süslü "idari tasarruflarınız", o "soruşturmanın selameti" adı altındaki hantallığınız, gencecik bir kadının nefesini geri getirmeyecek.
Okul dediğin yer vicdanın, adaletin, merhametin kalesidir. Ama Ağrı'dan yükselen o feryat, okulların nasıl birer ego zindanına, nasıl birer liyakatsizlik cehennemine dönüştürüldüğünü yüzümüze bir tokat gibi çarptı.
Suçu neydi Irmak öğretmenin? Farklı düşünmek mi? Hayır, suçundan daha ağır bir erdemi vardı: Çocukları korumak.
Bir okul müdiresinin küçücük çocuklara uyguladığı şiddete karşı durdu, "Burada bir zulüm var!" dedi, sesini yükseltti. Peki, o çok övündüğünüz sistem ne yaptı? O........
