menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Belediyeler-Yerel Yönetimler Şehirleri neden koruyamıyor?

23 0
05.02.2026

6 Şubat 2023 günü Maraş merkezli depremin üzerinden üç yıl geçti. Depremde binlerce can kaybı, trilyonlarca mal kaybı oldu. Türkiye milletin ve devletin gücüyle bu afetin yaralarını sarmaya çalıştı, kısa sürede yüzbinlerce bina yaptı, şehirleri yeniden kurdu, insanını yalnız bırakmadı. Ancak ülkemizde doğal afet zararlarını azaltma yolunda daha yapılacak çok iş var: önce mevcut binaların kullanımlarının kontrollerinin sağlanması, yangın güvenlikleri, imar tadilatlarının düzenlenmesi yani idari vesayetin yeni den ele alınması vs. Bu vesile ile depremde vefat edenlere rahmet diliyoruz.
Deprem, sel, kuraklık, obrukların oluşması, yangın, trafik gibi pek çok afet gündemimizdedir. Japonlar her afetten bir ders çıkarıp önlemlerini geliştirirken acaba biz gerekeni yayabiliyor muyuz? Yerel yönetimler olarak belediyeler, il özel idareleri ve köyler şehirleri/köyleri (mahalleleri) koruyabiliyorlar mı? Bu çerçevede sorunları nelerdir? Çözümler ne olmalıdır?
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Rahmetli Dr. Kadir Topbaş bey WALD’a konferansa gelmişti, görevden ayrıldıktan sonra… Yanında öyle fazla kimse yoktu. Niye olsun, çünkü o artık belediye başkanı değildi, ondan insanların beklentisi yoktu! Kendisine belediye başkanlarına verilen yetkilerin yeterli olup olmadığını sordum. O da hatırladığım kadarıyla, yetkiler az değil, hatta fazla diyerek görüşünü beyan etti. Kanaatimce yasal düzenlemeler yapılırken daha ziyade görevde olmayanların görülerine almak gerekir. Çünkü halen görevde olanların ihtiyaçları ve yetkilerinin az olduğu şikayetleri hiç bitmez… Gerçekten belediyelerin, özellikle belediye başkanlarının yetkileri az mı?
Yakınlarda ulusal bir TV kanalında bir büyük şehir belediyesinin iki milyarlık bir projesi tartışıldı, Sayıştay raporundan bahsedilerek ödemelerin hayali olarak yapıldığı söylendi. Daha onlarcası her gün tartışılıyor… Konunun kanunilikten önce sistem açısından ele alınmasını gerektiriyor. Yani bu kadar büyük ödemeleri seçilmiş veya atanmış yetkili tek başına yapamayacağı kesin… Bir sürü kişi işin içindeyken, nasıl oluyor da hiç bilgi sızmıyor veya sızdırılmıyor? Ya da böyle bir usule izin veriliyor? Eğer ithamlar haksız ve mesnetsiz ise herkesin haklı olanın arkasında durması gerekmez mi? Yine İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerdeki imar düzenlemelerinin ranta dayalı olması önemli bir problemdir. Büyük binaların yapıldığı yerlerde daha şimdiden trafik felç olmuş iken birkaç yıl sonrasında neler olacağını düşünmek bile zor!
Bazı üst düzey yöneticiler, bunlar içinde belediye başkanları da yetkilerini hovardaca kullanabilir, ama görevden ayrıldıktan sonra (bazen görev sırasında) yargılandıkları az değildir. Gerçi 4483 sayılı kanuna göre dava açılması önünde bazı izinler gerekir, ama yöneticiler o kadar da layüsel değildir. Birçok belediye başkanı yargılanıyor, bazıları ceza da alıyor, bunlar fazla gündeme gelmediğinden toplum yapanın yanına kar kaldığını sanıyor, belki öyle olanlar da vardır!
Son aylarda birçok büyükşehir belediye başkanı yolsuzluktan dolayı haklarında soruşturma açılarak tutuklandı. Dedikodular bu sayının daha da arttığı yönündedir. Bundan dolayı belediyeler kapatılmalı mıdır? Sorusunu akla getirmektedir. Veya bu sistemde bir sıkıntı olduğunu göstermektedir. Acaba yasalar yolsuzluğa izin vermekte midir? Yoksa yasaları uygulayanlar mı görevlerini ihmal ederek yolsuzluklara fırsat veriyorlar? Anayasada idari vesayet görev ve yetkisi olan kurumlar yolsuzluklara fırsat mı veriyor? Sadece belediye başkanları ve memurlar mı yoksa belediye meclis üyeleri de kapsama dahil midir? Çünkü belediye başkanını aday gösteren siyasi parti ve siyasi çevresi olan belediye meclis üyeleri de sorumlu değil midir?
Belediyeler çok büyük yatırım veya........

© Yeni Meram